şehr-i kasya

Şehr-i Kasya'nın kapısı...

Kapı bir raf.İçinde parşömenler,kasya tomarları var.Şehir tomarların içinde. Tomarlar arşiv tuşunun akabinde Ocak 2008'de...

紫禁城



Ziyaretçi defterim
Ziyaretçi defterine bir şeyler karalamak için tıklayın


Yorumlarınız ve özellikle site hakkındaki önerileriniz benim için çok önemli! Lütfen onları benden esirgemeyin...(Söz veriyorum elinize yapışmayacak... )



Dilek Taşları

(Bölümler...)



Anne Aşk Hayat Haykırış Huzun Mutluluk Ölüm Ruh Kahraman Uyanış Anne Saklı kent




Müzik kutusu muhteviyatı...

Prospektüsü okumadan kullanmayınız...

A Place For My Head

Nefes

Stuff and Nonsense

Lithium

Yalan

Yağmur

Norra El Norra






Bu site,aşağıdaki sayaç kadar ziyaretçiyi ağırladı.Ama bunların bir çoğu Şehr-i Kasya'yı gör(e)meden gitti. Çünkü o, kapının ardındaydı.Ama ziyaretçi,kapıya baktı "eh işte" dedi ve çekti gitti... "Keşke görebilselerdi"...



track web site traffic




Bakalım bana en son ne demişler...

Ben geldimm :)
...
sorun
slm
blograzzi
Pek resmi bir yorum yazmışım ben :D
...
merhaba
küçük iskenderden bir dize
tebrik ederim






Günün Blogu








linkiboluna ekle!




Add to Technorati Favorites




Kayıp Usturlap

13/4/2008
Kategori: Zaman

Karanlık izin istemeden huzurdan çekildi.

İncecik pelerinli bir düş,

Fısıldadı yine sihirli cümlelerini.

 

"Hayat attı,atıyor" dediler,

Kalpmiş faili...

İnandım öylece,

Sorgulamadım gerçeği.

 

Kadim bir usturlaptı ruhum,

Asırlar kaybettirdi ışığımı,bilgimi...

 

Bak şu usturlapsız dünyanın haline,

Biri "ecdad maymundur" dedi,

Diğeri milyonları katletti.

Cesetlere ithafen bir not düştü:

"Maymundunuz,katliniz vacipti..."

 

Aydınlandığını sanan bilim,

Ruhu unuttuğu gün kendini seyreltmişti.

Ruhsuz bir bilimden beklenen de

Nükleer kraterlerden başkası değildi...

 

Ölümsüzlüğü arıyor hala,

Ölmemek için yaşıyor insan...

Oysa yaşarken ölüyordu,

Yaşamın kendisi ölüyordu,

Farkedemedi...

 

Bu zihnindeki karanlık,

Ölümü yok oluş bilmesindendi...

Cahildi,öğrenecekti...

 

Kulağıma çalındı uzaklardan,

Yıllarca öteden bir şaman davulunun sesi.

Şaman doğayla bütünleşmek üzereydi.

O uzanırken boyutların kırılganlığına,

Bir kartal çığlığı duyuldu uzaklardan...

Çığlık sonsuza,

Şaman ruhuna,

Kartal ufuklara,

Ufuklar hikayelere,

Ve hikayeler efsanelere uzandı,

Sürdü gitti...

 

Masallar anlatıldı,hikayeler abartıldı ama...

Efsaneler bir şeyi unutmadı hiç:

Doğa görünenden ibaret değildi.

 

Enerjiyi tersinir yapabilen tek güç vardı:

İnsan ona kısaca "sevgi" derdi.

Sevgi silinmeye yüz tuttuğunda,

Ölüm,derin çığlığıyla sonsuzdan kopup geldi.

 

Karanlıkta kol gezerdi eskiden,

Görünmez,izbe,sapkın hayaletleri gözlerdi.

Gün ışığına çıktı şimdi.

 

İnsan başlangıcı da sonu da gördü ama

İtimat etmedi...

Oysa gün gelip güneş bile karardığında,

O güneşi,mezarından izleyecekti...

 

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
1 yorum yazilmistir

2008-08-25 05:47:54 - slm

Yazan: siirlopedi
Önyargisiz elestiri netliginiz icin tsk ederim..

Bu saglam kalemin kelamlarini dar zamanlarima sigdirmaya razi olmadi yüregim..

Genis bir zamanimda tekrar ziyaretinize gelecegim..

Saygilar..
Siirlopedi
Bağlanti :: ::

Önceki Sonraki