şehr-i kasya

Şehr-i Kasya'nın kapısı...

Kapı bir raf.İçinde parşömenler,kasya tomarları var.Şehir tomarların içinde. Tomarlar arşiv tuşunun akabinde Ocak 2008'de...

紫禁城



Ziyaretçi defterim
Ziyaretçi defterine bir şeyler karalamak için tıklayın


Yorumlarınız ve özellikle site hakkındaki önerileriniz benim için çok önemli! Lütfen onları benden esirgemeyin...(Söz veriyorum elinize yapışmayacak... )



Dilek Taşları

(Bölümler...)



Anne Aşk Hayat Haykırış Huzun Mutluluk Ölüm Ruh Kahraman Uyanış Anne Saklı kent




Müzik kutusu muhteviyatı...

Prospektüsü okumadan kullanmayınız...

A Place For My Head

Nefes

Stuff and Nonsense

Lithium

Yalan

Yağmur

Norra El Norra






Bu site,aşağıdaki sayaç kadar ziyaretçiyi ağırladı.Ama bunların bir çoğu Şehr-i Kasya'yı gör(e)meden gitti. Çünkü o, kapının ardındaydı.Ama ziyaretçi,kapıya baktı "eh işte" dedi ve çekti gitti... "Keşke görebilselerdi"...



track web site traffic




Bakalım bana en son ne demişler...

Ben geldimm :)
...
sorun
slm
blograzzi
Pek resmi bir yorum yazmışım ben :D
...
merhaba
küçük iskenderden bir dize
tebrik ederim






Günün Blogu








linkiboluna ekle!




Add to Technorati Favorites




Kahraman-Sabahın İlk Işıkları...

17/3/2008
Kategori: Kahraman

Mevsimler su içercesine geçti.

Kahraman kadim ilimler peşindeydi.

Önce bedenine hükmetti,sonra ruhuna...

Korkuları saatin tik taklarında eridi gitti...

 

...

 

Saçları kısacıktı artık...

Zihni dingin ve ılıktı...

Sokaklara döndüğünde bambaşka biriydi,

Bir hayaletin gerçekliğinden ibaretti...

Kapşonlu siyah pardesüsü ise

Çizgi romanlardan fırlama peleriniydi...

 

Önce fısıltılara sızdı,

Sonra boş sokaklarda yankılanır oldu adı.

"Gölge" diyorlardı bu uğursuza...

Onu görenler bu ismi duyduklarında,

Mezarlarında iniltileri yankılandı.

 

Uğru zulme ölüm getirmekti;

Keşke katletmek uğur getirebilseydi...

 

Manşetler sebepsiz ölümlerle dolmaya başlarken,

Silahlar çoktan çekilmişti.

Esrarengiz şekilde ölen medya patronları,

Zehirlenen,intihar eden millet vekilleri...

Hatta...

Sokak ortasında öldürülen devlet yetkilileri...

 

Ne uyuşurucu taciriydi bunlar,

Ne de adam öldürmüşlerdi.

Sicil defterleri tertemizken,

Kendi kanlarıyla kirlendi.

Kim bilir,belki de,

Çoktan görünmez kalemler

Doldurmuştu o boş defterleri...

 

Hep hasımlar zanlıydı,hep terör...

Kimse "Gölge"den şüphelenmedi.

Gün geldi hasımlar da menzile girdi.

O gün kaosun ilk günü oldu ve

Son gün için çok günler geçecekti...

 

Sabahın ilk ışıkları vururken "gölge"ye,

Gölgesi uzadı gitti sinsi zihinlere.

Silüetsiz bir gölge düşerken düşlere,

Hala bilmiyorlardı kim için gün ışıldayacak,

Kim içinse güneş tutulacaktı bu gece...

 

Ne bir algoritma,

Ne de bir bağlantı vardı.

Her kimse bu "gölge"

Belli ki Azrail'in tahtında gözü vardı.

Hekes bilse de canların alınacağını,

Kimse tahmin edemedi

İsminin listede üst sıralara kazındığını...

 

Sabahın ilk ışıkları gösteriyordu gölgeyi...

Onlar ise asla göremezlerdi...

 

Sabahın ilk ışıklarını selamladı "Gölge",

Yudumladı çayını hafifçe ve...

Dikti yine gözlerini

Ufuktaki intikam çizgisine...

 

 

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
0 yorum yazilmistir
Önceki Sonraki