Yorumlarınız ve özellikle site hakkındaki önerileriniz benim için çok önemli! Lütfen onları benden esirgemeyin...(Söz veriyorum elinize yapışmayacak... )
Bu site,aşağıdaki sayaç kadar ziyaretçiyi ağırladı.Ama bunların bir çoğu Şehr-i Kasya'yı gör(e)meden gitti. Çünkü o, kapının ardındaydı.Ama ziyaretçi,kapıya baktı "eh işte" dedi ve çekti gitti... "Keşke görebilselerdi"...
-Merhaba… Hoş bulduk bir kez daha. (Gülümsüyor hafifçe.)
-Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Bu klasik bir röportaj olmayacak. Yazdıklarınız hakkında beklediğinizden daha anlamlı sorular sormaya çalışacağım. Gençlik dergisine röportaj verir gibi olmayacak yani.(Gülümsüyorum.)
-İlginç! İlk kez böyle bir röportaj yapacağım. Aslında zaten ilk röportajım. (Gülümsüyoruz birlikte.)
-O zaman umalım da bu ilk röportajda doğru soruları sorabileyim.
-Umarım öyle olur, biliyorsun ki ilk hep özeldir.
-Bu arkada çalan Green Day mi?
-Anlaşıldı, güzel bir röportaj olacak.(Birlikte gülüyoruz) Evet, Green Day.
-Müzikten girmişken buradan devam edeyim. Müziğin hayatınızdaki yeri ne?
-Hani kahvaltı kimileri için çaysız olmaz ya… Ya da konserdesin ama arkadaşın yok, tek başınasın… İhtiyacın yok gibi kahvaltıda çaya ya da konserde arkadaşa. Ama ihtiyaçlar sadece vücudunla ya da mantığınla ilgili değil ki… “Ruhun gıdası” lafı klasikleşince değeri dipte kalmış ama hakikaten ruhumu doyurabilmek için ihtiyaç duyduğum şeylerden biri de müzik. Kahvaltımdaki çay, balığımın üzerindeki limon… Tüm algılarıma renk katan, mükemmel bir çeşni. “Hayatım” bir kasa olsaydı, en diplerine saklayacaklarımdan biri müzik olurdu…
-Sizin deyiminizle “kasya”larınızdan bazılarında müziğin etkisini açık bir şekilde görebiliyoruz. Hatta bazılarında şarkı sözleri geçiyor. Bazıları bazı şarkılara ithafen yazılmış. Yazdıklarınızla müziğin bağlantısı tam olarak nedir?
-Öncelikle röportajın gidişatını sevdiğimi söylemeliyim.(Gülümsüyor hafifçe) Kasyalarımın kolları olsa yarısından fazlasıyla müziğe sarılırlardı sanırım. Müziksiz yazamıyorum, ama dinlediğim müziği de yazmıyorum aslında. Burada bir yanlış anlaşılma olmasın diye belirtmek istedim. Müzik Şehr-i Kasya’nın anahtarı bence. Çeşitli bölümleri var bu şehrin;her bölümünün,her binasının anahtarı,dokusu,tadı farklı. Tüm dinlediğim, sevdiğim parçalar da o şehrin istediğim bölümüne girmemi sağlayan eşsiz ve birebir uyumlu anahtarlar. Önce anahtarla şehrin o bölümüne giriyorum, sonra aslında anahtar kapıda kalıyor. Onu artık ne duyuyorum, ne görüyorum. İçeri girdikten sonra tek gördüğüm Şehr-i Kasya ve ben de zaten onu anlatıyorum.
-Ve bu kasyaların başlıklarının altındaki parça isimleri de o anahtarlar sanırım…
-Bingo!(Birlikte gülümsüyoruz.)
…
-Hakikaten beklemediğim türden bir röportaj oldu. Bitiş anında bile o soruyu sormadınız, niye?
-Hangi soruyu?
-Hadi, yapmayın Allah aşkına. Siz de merak ediyorsunuz Şehr-i Kasya’nın ne demek olduğunu. Tamam belki “Kasya şehri” diyebiliriz ama kasya ne?
-Evet o soruyu sormamak için çok direndim aslında. (Gülüyorum.) Ama öğrenmeden gidemem. Nedir bu Şehr-i Kasya peki?
-Başka sefere anlatırım inşallah. (Gülüyoruz) Şaka bir yana, ilk başta “Saklı bir kentteyim” olan ismi Şehr-i Kasya şeklinde değiştirişim bu iki isim arasında bir bağlantı olduğunu gösteriyor aslında. Tabi bu bağlantıyı kurabilmek için önce ilk ismini bilmeniz lazımdı. (Gülümsüyor hafifçe.) Şehr-i Kasya bir “magarna”. Bir ulaşılmaz… Çin’de eski zamanlarda varmış böyle bir şey. Kasya’nın doğru düzgün bir anlamını bulabileceğinizi sanmıyorum. Bunun birkaç sebebi var;Birincisi bu kelimeyi bir sözlükten bulmadım.İkincisi yazdıklarımın,yazarken yaşadıklarımın benzersizliğini ancak böyle bir kelime anlatabilirdi. Üçüncüsü “Saklı bir kentte”,adından da anlaşılabileceği gibi bazı sırlar vardır. Bu yüzden saklıdır. Sırları bulan ne kazanır bilinmez ama “Bulmak” hep haz vermiştir insanoğluna. Hep aramıyor muyuz hayatımız boyunca? Bulmak için yaşıyoruz aslında.
-Derin bir konu.
-Evet, kasmaya gerek yok fazla. (Gülümsüyor.)
-Yok aslında severim bunları dinlemeyi, ama biliyorsunuz,bu bir röportaj.Doğası gereği bazı şeyleri kısaca geçmek gerekiyor.
-Evet,tabii ki.Sözümü kesip sıradaki sorunuza atlamak yerine dürüstçe bu nazik açıklamayı yapmanızdan dolayı teşekkür ederim.Şimdiye kadar katıldığım en güzel röportajdı.Yanlış anlamayın,ilk olduğu için değil.(Gülüyoruz.)