şehr-i kasya

Şehr-i Kasya'nın kapısı...

Kapı bir raf.İçinde parşömenler,kasya tomarları var.Şehir tomarların içinde. Tomarlar arşiv tuşunun akabinde Ocak 2008'de...

紫禁城



Ziyaretçi defterim
Ziyaretçi defterine bir şeyler karalamak için tıklayın


Yorumlarınız ve özellikle site hakkındaki önerileriniz benim için çok önemli! Lütfen onları benden esirgemeyin...(Söz veriyorum elinize yapışmayacak... )



Dilek Taşları

(Bölümler...)



Anne Aşk Hayat Haykırış Huzun Mutluluk Ölüm Ruh Kahraman Uyanış Anne Saklı kent




Müzik kutusu muhteviyatı...

Prospektüsü okumadan kullanmayınız...

A Place For My Head

Nefes

Stuff and Nonsense

Lithium

Yalan

Yağmur

Norra El Norra






Bu site,aşağıdaki sayaç kadar ziyaretçiyi ağırladı.Ama bunların bir çoğu Şehr-i Kasya'yı gör(e)meden gitti. Çünkü o, kapının ardındaydı.Ama ziyaretçi,kapıya baktı "eh işte" dedi ve çekti gitti... "Keşke görebilselerdi"...



track web site traffic




Bakalım bana en son ne demişler...

Ben geldimm :)
...
sorun
slm
blograzzi
Pek resmi bir yorum yazmışım ben :D
...
merhaba
küçük iskenderden bir dize
tebrik ederim






Günün Blogu








linkiboluna ekle!




Add to Technorati Favorites




Gün batımı gibi...

30/1/2008
Kategori: Olum

Gün batımının fısıltısını duyuyor musun?

Onurlu bir kralın düşüşü gibi...

Bildiğim tüm trajik sonların

Yegâne arka plan resmi.

 

Film biterse gün batımında biter,

Kahraman ölürse gün batımına karşı ölür.

Görülesi son güzellik budur belki.

Güzellik denilen şeyin hayallerde

Sanırım gün batımıdır tasviri...

 

Göğün rengarenk hali...

Uçsuz gözüken gökyüzünün

Pembeli,morlu,turunculu

Rüyalardan,harikalar diyarından

Gerçek olmayandan fırlamışçasına

Derinlere seslenişi...

 

Sevgilinin veda öpücüğü gibi,

Yumuşak,tatlı...

Ölüm gibidir bitmesi...

Her güzel şeyin kaderi bitmek mi?

 

Bak yıldızlara,onlar söner mi?

Bak güne,geceye karışır gider mi?

Sevdiğim güzel,gün gelip ölecek mi?

O zaman ben niye yaşıyorum ki?

 

Yaşam dediğin güzeli sevmek,

Yaşam dediğin kötüyü yok etmek,

Yaşam dediğin bir hayal peşinde,

Dünyanın öbür ucuna gitmek...

Yaşam dediğin ünlü olmak,

Güçlü olmak,dünyayı fethetmek...

Yaşam dediğin...

Hırstan ibaret sanki.

 

Madem bitecek bir gün,

Niye her seferinde aşık oluyorum ki?

Ölüm yaşamın kuralıyken,

Ruhum neden haykırıyor yaşamı

Hiç ölmeyecekmiş gibi?

 

Ruhum tutsak ölümsüzlükte,

Zincirlenmiş dünyaya sanki.

Ab-ı hayat bulsam Hızır gibi,

İçer miydim,ruhum izin verir miydi?

Tüm güzelliklerin bitişini izlemek,

Çok mu güzel bir şey sanki?

 

Babil'in bahçeleri bile

Yerin dibine gömülmedi mi?

Sonsuzluğa yazılan parşömenler,

Cengiz'in ayağında ezilip

İki nehrin suyunda eirmedi mi?

Koskoca Attila'sı Süleyman'ı,Fatih'i

Daha da yüceleri,niceleri...

Hatta peygamber bile ölmedi mi?

 

Hayat gün batımı gibi...

Saf,doğal,tek içimlik

Bir bardak serin su gibi...

Yağmur dinene kadar süren koku gibi...

 

Yağmur diner,

Su biter,

Gün batar,

Hayat uçar gider

Biter saatimdeki kum taneleri.

 

Bak gördün mü,

Söz de bitti...

Hadi gel Azrail,

Güzelken her şey

Gel götür beni.

Bitişlerini izlemektense,

Biterim daha iyi.

 

Aslında seni çağırdığıma göre Azrail,

Bitişin olmadığını biliyorumdur değil mi?

O zaman düzeltelim bunu;

Yeni bir sayfa diyelim hayatta.

O yeni sayfa da güzelliklere açılsın,

Hak edelim biz yeter ki...

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
0 yorum yazilmistir
Önceki Sonraki