şehr-i kasya

Şehr-i Kasya'nın kapısı...

Kapı bir raf.İçinde parşömenler,kasya tomarları var.Şehir tomarların içinde. Tomarlar arşiv tuşunun akabinde Ocak 2008'de...

紫禁城



Ziyaretçi defterim
Ziyaretçi defterine bir şeyler karalamak için tıklayın


Yorumlarınız ve özellikle site hakkındaki önerileriniz benim için çok önemli! Lütfen onları benden esirgemeyin...(Söz veriyorum elinize yapışmayacak... )



Dilek Taşları

(Bölümler...)



Anne Aşk Hayat Haykırış Huzun Mutluluk Ölüm Ruh Kahraman Uyanış Anne Saklı kent




Müzik kutusu muhteviyatı...

Prospektüsü okumadan kullanmayınız...

A Place For My Head

Nefes

Stuff and Nonsense

Lithium

Yalan

Yağmur

Norra El Norra






Bu site,aşağıdaki sayaç kadar ziyaretçiyi ağırladı.Ama bunların bir çoğu Şehr-i Kasya'yı gör(e)meden gitti. Çünkü o, kapının ardındaydı.Ama ziyaretçi,kapıya baktı "eh işte" dedi ve çekti gitti... "Keşke görebilselerdi"...



track web site traffic




Bakalım bana en son ne demişler...

Ben geldimm :)
...
sorun
slm
blograzzi
Pek resmi bir yorum yazmışım ben :D
...
merhaba
küçük iskenderden bir dize
tebrik ederim






Günün Blogu








linkiboluna ekle!




Add to Technorati Favorites




Buruşuk bir yüz,puslu bir silüet

13/4/2008
Kategori: Huzun

Hasretle bakarım hayalimdeki yüzüne,

Ararım seni hayalimdeki hüznümle.

Ne sen beni görmüşsündür,

Ne de şahit olmuşsundur

Yüzümün buruşukluğunun puslu silüetine.

 

Sen sanarken beni hüzünlendiren,

Sen hüzünlendirdiğinden habersiz,

Ben senin habersizliğinden habersiz,

Bu aramadan beklediklerim mesnetsiz,

Ararım seni hayalimdeki hüznümle...

 

Açarsın gülersin belki,

Dalga da geçersin hatta sözlerimle.

"Özledim" deyişime "hadi ordan" dersin,

Yıkılır o an dalganla,şevkten yaptığım kale.

Yüzümde sahte,iğrenç bir sırıtış,

Zorlar beni :"Sözümü geri aldım" demeye.

 

O an kapatmak,telefonu fırlatmak...

O an kaçmak isterim ama...

Kaçacak yer kalmamış ki sevgimden,

Sinmişsin evrenimin her köşesine.

 

Devam ederim,yutarım kötü sözlerimi...

Kıramam seni belki ama,

Konuşamam da artık açtığımdaki gibi.

Konuşmanın sonunda zorlar biri kendini,

"Aşkım" demeli ki sussun,durulsun,

Dinginleşsin içlerdeki garip ürperti:

Kavga edip uyuyabilmenin,

Uyuyabilecek olma ihtimalinin ürpertisi...

 

Sevgi şeker gibi bi şey değil mi?

Kavganın suyunda eriyorsa,

İçsek,bitirsek tüm kavgaları,

Karışmaz mı yoksa yine kanımıza?

 

Soğukluğun içimi dondurduğunda giydiğim öfkemi,

Astım şimdi kışlıklarımın yanına.

Giymek istemiyorum onu hiç,

Sıcaklığın ısıtsın beni,

Öfke hep yakıyor,acıtıyor sonunda...

 

Ve kapanır telefon...

Ve "içim" buruk kalır bir köşede,

Ve oturur ağlar belki kendince,

Ama çaktırmaz,hissettirmez bana belki de.

İhtimallerin kararsız senfonisinde,

Yatağıma girerim uyku niyetiyle.

Ama uyku da itaat etmez bana,

Girmez bi türlü gözlerimden içeriye.

 

Hasretle bakarım hayalimdeki yüzüne,

Aramam bu kez seni hayalimdeki hüznümle.

Ne sen beni görmüşsündür,

Ne de şahit olmuşsundur

Yüzümün buruşukluğunun puslu silüetine.

 

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
1 yorum yazilmistir

2008-07-15 17:49:22 - süpersin

Yazan: emek ürün
bu yolundan vazgeçme.şiirlerinin arasından en beğendiğim buydu... herzaman takipçinim. şiirlerinle yazılarınla beni yalnız bırakma canım kardeşim...
Bağlanti :: ::

Önceki Sonraki