8/1/2008
Uyan...
Uyan şimdi...
Bir kıpırtı...
Bir kıpırtı daha...
Tehlike karanlığın içinde,
Yağmur çıtırdatmaz dalları.
Hissediyor,çok yakında.
Gözleri izliyor karanlığı
Aklı olası bir saldırının hazırlığında
Kalbi,koruması gerekenlerin
Yüreklerinin attığı noktada.
Onlar çok küçükler daha
Ama öyle sevimliler ki
Hangi tehlike kıyabilir onlara?
Yine de korumalı onları
Bu derin bir duygu
En korkusuzların
En büyük korkusu,
Zaafların zaafı hatta;
Bunun adı sevgi,
Hani şu meşhur;
Kusurların en şirini.
...
Ölümün kanat sesleri
Şimdi pençelerinin fısıltısında.
Bu koruyucu melek şimdi
Savaş çığlığının hazırlığında.
İki minik kaplan ise
Patilerini yalayıp
Başlarına sürseler de arada,
Mırıltılarından belli,
Uykunun en tatlı yerindeler;
Rüyadalar belki hatta...
Yağmur delerken karanlığı
Tehlikenin gölgesi artık
Kaplanın görüş alanında.
Karşısında iki ayaklı sıska bir yaratık
İlginç bir saldırı pozisyonunda.
Kaplan ise avının
Gözlerini görebilme çabasında.
Adil bir savaş olacak onun için
Göz göze geldikleri anda.
ve...
Görünmeyen bir darbe alıyor
Boynunun hemen kenarına.
Sonra bir tane bacağına
Bir tane karnına...
Kaplan dehşetle dönüyor kendi etrafında.
Kükreyişi karışıyor
Göğün ışıklı naralarına.
O dönerken dünya da dönüyor.
Gözleri,pençeleri
Artık kontrolü dışında.
O amazonu andıran savaşçı
Ne dövüşler kazanmıştı oysa
Bu doğup büyüdüğü ormanda.
Şimdi ise çöküyor savaşamadan
Görünmez,gizemli düşmanı karşısında.
Gözleri inin kapısında
Bedeni çamurun içinde...
Ama bir şeyler,
Ondan bir parça hala...
Hala o inin karanlığında.
Yavaşça kapanırken gözleri
Bir ağ atılıyor üstüne.
Düşmanları alıyorlar onu
Artık onun için hayat
Dünyanın diğer ucunda...
Minikler uyanıyor sabaha
Annelerini beklerken acıkıyorlar
Ama çıkamıyorlar yine de inin dışına.
Acımasız ve korkunç dünya,
Bu uyanışlarında daha bir değişik
Daha bir karanlık onlara.
Patileri daha minicik;
Sadece koşmayı biliyorlar
Birbirleriyle oynaşa oynaşa.
Kaderleri belli artık;
Kalamayacaklar hayatta.
Onlar henüz bilmeseler de
Bu uyanış,kaderlerindeki
En keskin kırılma.
Ölüm önceki gece
Bir öpücük kondurdu başlarına.
"Benimsiniz" dedi onlara,
"Çok,çok yakında..."
Onlarsa devam ettiler oyunlarına
Ölüm önemsizdir ne de olsa
Fanilerce tanınmadığında...
Kimileri ölümüne uyanır
Kimileri yeniden doğar sabahla.
Ama mutluluk,
Ne yeni doğanın yüreğinde,
Ne de ölüme uyananın uzağında.
Uyanışlar mutluluk kokar
Yeni başlangıçlardır çünkü onlar.
Ve her yeni başlangıç
Hayat bulur mutluluk umuduyla.
Mutluluk dediğin nedir ki?
Bir havai fişek gösterisi
Kalbin karanlık odalarında.
Gözleri kamaştırır
Kül olup uçar gider sonunda...
Lezzetli bir çikolata aynı zamanda
Keyfi anlıktır ama
Tadı kalır damağında...
ÖNEMLİ NOT!
Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de
yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...
Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!
8/1/2008
"Sıcak güneş, değ hadi tenime
Mutluyum bugün,sen de ritim tut benimle.
Ben arabamda çalan müziğe eşlik ederken
Yanımdaki tatlı kız çoktan daldı
Rüyaların büyülü alemine.
Tek elimle üzerini örtüyorum
Sarılıyor örtüye üşümüşçesine.
Gideceğimiz yere daha çok var
Uyumalı bu gece güzelce."
Gün usulca batarken
Müziğin sesini kısıyor.
Arabası açıyor parlak gözlerini
Aydınlatıyor karanlığı
Delip geçiyor tüm gölgeleri.
Yoldaki kesikli şeritleri izlerken
Geride bırakıyor aklı gibi
Tüm sorunları,kötü düşünceleri.
Onlar şehirde kaldı
Dönünce nasılsa temizleyecek hepsini...
Arada yanında uyuyan güzele bakıp
Derinden içler çekiyor.
Evet,onu çok seviyor.
Bak,şimdi bunu haykırmak da istiyor.
"Ama kıyamam uyandırmaya" deyip
Parçalara sessizce eşlik etmeye devam ediyor...
Derken uyanıyor güzel
İçini eriten gözleriyle süzüyor onu
Bu bakışına bayılıyor.
O an içini kaplıyor
Engelleyemediği öpücük isteği.
Bir öpücük konduruyor yanağına
İçini ısıtıyor sevdiği de
Minik tebessümüyle.
Yavaşça yaklaşıyorlar bir benzinliğe
Issız biraz ,kimseler yok sanki
Ama arabası açlıktan ölüyor
İhtiyacı var biraz daha benzine.
Arabayı deponun yanına park ettikten sonra
Marketimsi barakaya ilerliyor hızlıca
Huzursuz ediyor bu karanlık,bu ıssız yer
"Çekip gitmeliyim" diyor bir an önce...
Görevliyi arıyor ama
Kimse yok bu kırık dökük yerde
Derken dışarı çıkıyor
Ve "şok" dalgası çullanıyor bedenine.
Adamın teki arabasına vuruyor sopayla
Üstelik eşi de içinde.
Hızla koşuyor,delicesine belki de
Kararıyor gözleri,
Sinirleri maksimum düzeyin teğetinde.
Elleri titriyor,
Düşünceler tsunami gibi
Vuruyor beyin hücrelerine.
Derken atlıyor adamın üstüne
Vuruyor tüm gücüyle
Sevdiği çıkıyor arabadan
Vurmak istiyor elindekiyle yerdeki adama
Ama sarılıyor ona başka bir gölge
Çığlığı yankılanıyor gecenin sessizliğinde
Çığlıkla deliriyor delikanlı iyice
Ama bir anlık arkasına dönüşüyle
Dünya kararıyor bir anda...
Ses yok,his yok,
Karanlık var sadece...
...
Hafifçe açılıyor bir an için gözleri
Kapanıyor tekrar bilinçsizce
Ve yine bilinci sessiz karanlığın ellerinde...
...
"Uyan" diyor bir ses derinlerden
Göz kapakları açılıyor yavaşça
Kısılıyorlar içeri sızan güneşle
Aklı bir an için hatırlıyor olanları
Hepsi rüyaydı diye karar veriyor
Ama karar bozuluyor başının arkasındaki
Dayanılmaz sancıyı hissetmesiyle.
O anda faltaşı gibi açılıyor gözleri
Hızlanıyor metabolizması
Adrenalin akın ediyor damarlarına
Ama nafile...
Çevresine bakmaya korkuyor
Felaketle yüzleşmenin korkusu
İşliyor iyice derinlerine.
Kafasını yavaşça kaldırdığında
Acılaşıyor birden,kurtlanıyor
Dünya denen şeker elma.
Canı,her şeyi,
Dünyanın en güzel yanı
Cansızca yatıyor şimdi karşısında.
Yırtılmış elbisesi
Yarı çıplak bedeni şimdi
Asfaltın soğuk kucağında
Kim bilir neler yaptılar ona
Nasıl yaktılar canını kim bilir
Kim bilir son sözü ne oldu
Veda ederken şu zalim dünyaya
...
Olamaz...
Aklının ipleri inceldi iyice
Ramak kaldı çıldırmaya.
...
Her şeyin bir rüya olması için
Yüreğinden geçen tüm dualar
Şu ıssız yerde attığı tüm acı çığlıklar
Hepsi... Hepsi yorgunlğu getirdi sadece.
İzledi sevdiğinin cesedini
Belki de gözlerinin tattığı
En anlamsız ifadeyle
Saatlerce...
Geçen saatler sonrasında
Bir sigara aldı
Patlamış dudaklarının arasına
Dumanı ölümüne çekti ciğerlerine
Nefessiz bırakacak kendini elinde olsa.
Öksürükle fırladı duman dışarı
Dayanırken soğuk duvara
Uzatmıştı ayaklarını
Oynatmadı saatlerce,felç olmuşcasına.
Gün batıyor şimdi sessizce
Güneş terkediyor orayı umursamazca.
Daha dün dünyanın en mutlusuyken
Şimdi kalbi katranla kaplandı
Rüyaydı belki güzel günler
Belki de genç adam şimdi...
"uyandı"...
Rüyalar tatlı
Uyanışlar acı.
Kâbuslar şeytanın uşağı
Sabahlar ölümsüz kurtarıcı.
Acılar geçici
Anılar kalıcı
Güzel anılar her zaman
Umudun biricik yoldaşı...
ÖNEMLİ NOT!
Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de
yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...
Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!
8/1/2008
Su sesi...
Sadece su sesi var şimdi.
Yankılanıyor fayanslardan
Genç adamın kulaklarını dolduruyor.
Onun için melodilerin sonuncusu bu
Uyuşturuyor onu sanki biraz daha
Damlaların değişmeyen temposu...
Güzel bir manzara bulmalıydı belki
Veda edecekse madem bu dünyaya
Yapmak istediklerini yapıp gitmeliydi.
Belki bir yerleri soyup
Bir kaç gün gününü gün etmeliydi.
Onu hırpalayan bir kaç zengin züppeyi
Adam akıllı bir dövmeliydi belki.
...
Tüm bu düşünceler
Bitik bir gülüşle fırlıyorlar dışarı
Elindeki siyah metalden yansıyıp
Sonsuzun koynunda yok oluyorlar.
Yumruğunu sıkarken genç
Bir kaç damla dışarı atıyor kendini
Feri sönmüş kahverengi gözlerden.
Bakışlar çoktan düşmüş
Kaşlar korkutan bir vadi
Vadide karanlık var sadece
Güneş az önceki gülüşle uçup gitti...
Derin bir nefes alıyor
Bir yudumluk cesaret gerek
Dayıyor çenesinin altına namluyu
Dinmeli titremesi artık
"Iskalamak" felaket demek...
Gözlerini sıkıca kapatıyor genç
Tetiğe dokunuyor yavaşça
Şimdi minik bir itme
Azrail'i tepesine dikecek.
Ama...
Göz kapakları görünüşe göre
Buna izin vermeyecek.
Bu yitik beden
Hazır değil henüz gitmeye
Hayatı akıyor gözlerinden
Belki de şehir efsanesinin
Bilinçaltına etkisiyle...
Film geri sarıyor hızlıca
O aldatan küstah yüz
Tekrarlanıyor perdede
Hayatına anlam katan kadının ihaneti
Acı olup çökmüş bedenine
Acı şimdi kurşunun barutunda
Dağlıcak acnın kristal kırıkları
Ani bir patlama ile.
Tabi film böyle devam etmezse...
Geriye,güzel günlere gidiyor film.
Anılarda ne güzellikler varmış meğer böyle.
Arkadaşlar,gülüşmeler,eğlenceler...
Başını okşayan,o sıcak,sevgi dolu kadın
"Anne" diye haykırıyor bir şeyler şimdi
Yüreğinin ta derinlerinde.
Üniversite yılları,lise yılları...
Daha da öncesi,çocukluğu,oyunları...
Babasıyla yüzmeyi öğrenişi bile var
Hatıraların derinlerinde...
Böyle bir hayat,güzellikler
Ona bahşedilen bunca mutluluk
Bunca güzel renk...
Bitecek mi şimdi
Tek kurşunla,bu soğuk
Loş ışıklı,ıslak yerde.
Nankörlük değil mi bu,
Herkese,bildiği her şeye...
Ne için peki?
Bu bir ödül belki,
Tükrük bezini yormaya değmeyecek
Aşağılık sevgiliye.
Bak o yok burda,
Ama nefes dolaşabiliyor onsuz da ciğerlerinde.
Hayat o değilmiş demek ki
Hücrelerin aynı fikirde değil seninle.
Düşünceler akarken
Bazen çığlık çığlığa
Bazen sessizce,
Genç adam çoktan düşürmüş silahını
Kapanmayacak burda bu perde.
Bunlar son yaşlarıydı son 5 yıl için
Akıp gittiler onlar da
Son demde, acılarıyla birlikte.
Kalktı genç yavaşça
Girdi duşun altına
Temizlendi kirlerinden iyice.
Çıktı duşundan,giyindi güzelce
Erkenden çıktı evinden
Güneşi izlemek istedi
Boğaz'ın eşsiz güzelliğiyle
Bindi kalkacak ilk vapura
Geçti üst katta
Esen rüzgarı iyice emebileceği
Bir de çayını içeceği güzel bir yere.
O gökyüzünün kızıllığında
Boğaz'ı izlerken sessizce
Karşısındaki bitkin kız
Çoktan dalmış ufkun derinliklerine
Simitine ortak olmak istiyor kızın
Vazgeçiyor "çekinme" duygusunun emriyle
Belki anlatmak istiyor içindekileri birine
Simit aslında bahane...
"Hadi neyse..."
Bu sözle geçiliyor mevzu
Genç devam ediyor sabahı içmeye...
Yapmak üzere oldukları,şimdi kâbus sanki
Kıyacaktı az daha şu ruhuna,bedenine...
Ama "uyandı" yüreği
Uykunun gafletinden sıyrıldı gece bitince
Gaflet aşka gizlemiş kendini
Uyanmasa götürecekti onu ecele.
Gaflet neredeydi aslında?
Sevgisinde mi,aşkında mı sadece?
Daha derinlerde,çok daha derinlerde...
Uyandı genç,indi tekrar yer yüzüne.
Hayatın kuralını yaşadığını biliyor
Kâbuslar olmasa,
Rüyaların güzelliği nerede?
Evet uyandı kâbustan,
Ama gördüğü şey de bir rüya yine...
Gün güzel başladı
Hayat değişti yeni günle
O şimdi daha güçlü
Şimdi daha yakın
İçinde mutluluğun sırrını barındıran
İnsanlıkla yaşıt parşomene.
O ne taşta yazılı,ne kağıtta,ne resimde
Kalemi ruhtur,
Harfler ise kazınmış
Yüreklerin derinliklerine...
ÖNEMLİ NOT!
Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de
yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...
Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!
8/1/2008
Islak bir sokak
Islak bir gece
Karanlık düşmüş
Genç kızın gözlerine
Biraz temiz yüzlü bir taksici umuyor
Yalan insanların doldurduğu
Loş ışıklı barın önünde
Elektro da bateri de coşmuş
Metale çalan müzik yankılanıyor
Sokaktaki birkaç ayyaşın
İniltileri eşliğinde
Kız bir an önce kaçmak istiyor ama
Taksinin ışığı çok uzak görünüyor
Bu iğrenç,karanlık caddeye...
Başı hala dönüyor kızın.
Şokun etksini geçirmiyor
Esen soğuk rüzgar bile.
Aklında yankılanıyor o sözler:
"Hadi güzelim,sen de dene!
Çocuk olma,bu toz harika
Uçacaksın bulutların üzerinde..."
Kız silkiniyor ama gelemiyor kendine.
Hoşlandığı,belki sevdiği adam
O pek taınmadan kanının ısındığı arkadaşlar...
Tüm maskeler düştü bu gece...
Yeterince sarhoş değildi.
Olsa çoktan sızmıştı belki şimdi;
Kimbilir nerede uyancaktı,kiminle...
İçi titriyor yeniden,
Ağlayamıyor çok istese de.
Babasını istiyor umutsuzca
Ama ailesi ondan çok uzakta.
Onu evinde,sıcak yatağında biliyorlar,
O ise suçluluk duygusunun
Ağır yumrukları altında...
Bir taksi yanaşıyor.
Kaçma isteği,ön yargıları veto ediyor.
Gün de zaten doğuyor.
Kız gecenin son taksisiyle
Bu karanlık dekordan uzaklaşıyor.
Kadıköy'de günün ilk vapuruna biniyor.
Simit ve çay eşliğinde martıları izlerken
Uyumadan gördüğü kâbusu düşünüyor.
Daha bir kaç saat önce canavardı şehri,
Şimdi ne kadar da masum görünüyor.
Rüzgarla savrulurken saçları
O yeni güne,uyumadan uyanıyor.
"Uyanmak" sözcüğü şimdi her haliyle
Onun ruh halini anlatıyor.
Kulağına hoş geliyor,
Kendini daha temiz hissettiriyor.
Şimdi doğan güneşi
Minik bir tebessümle selamlıyor.
Artık daha farklı dünya
Bunu derinlerinde hissediyor.
Vapur yanaşırken iskeleye
Güzel bir şarkı çalınıyor diline:
"Şu dünyanın kandım haline
Ben yalnızmışım bilmedim
Sitem ne çare..."
ÖNEMLİ NOT!
Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de
yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...
Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!
8/1/2008
Uyan...
Bak geçiyor acımasızca
Paha biçemediğin şu zaman
Bitsin artık farkında bile olmadığın rüyan
Sancını dindirmeyecek uykun
Öldürecek seni bu zehirli duman...
Hayat akıyor çevrende
Fazla gerçek değil mi her şey?
Aslında gerçek dediğinin çoğu yalan.
Peki kim bu bizi uyutan?
Kim bu kirli ellerini
En kutsal değerlerime uzatan?
Bir mazlum arapmış bugün
Namlunun ucunda duran
Yarın ölecek o da
Kim olacak geride kalan?
Uykun tatlı mı geldi?
Tadın kursağında kalacak uyanmazsan
Kurşunun sıcaklığını hissedince
Çok geç olacak,bana inan...
Ayağa kalk,şahlan
Sendin asırlardır buna karşı koyan
Unuttun mu,saklıydı kanında güç
Damarlarında coşkuyla akan...
Kurtların gözleri doldu
Çakallar şimdi toprağımda uluyan
Gece ışıksız kaldı kurtlar
Hilaldi rehber,göğsüne yıldızını kazıyan
Kızıla dönüşmüştü sancak
Şüheda kanıyla boyanan
Sensin şimdi o kanı taşıyan
Budur nişanın,budur madalyan
Uyan ey güzel insan
Acıya doymuşların ellerine uzan
Gözlerine bak,gülümse onlara
Sonra hem bedeninle hem ruhunla
Ol cümlesine kalkan
Melekler izliyor olacak seni
Onlar olacak bu kez seni kıskanan
Dayanamaz,yok olur her karanlık
Işığın karşısında duran...
Uyan kardeşim,şimdi uyan
Bir kez olsun bak şu dünyaya
Televizyon,medya olmadan
Zihnine gerdikleri perdedir
Seni böylesine âma kılan
Kendilerini zeki,güçlü,yenilmez sanmışlar
İşte bu kibirdir onların zayıf bırakan
Boz oyunlarını,kır kurdukları prangaları
Yak perdelerini,ilüzyon bu perdede akan.
Hiç unutma,bu senin de dünyan...
Uyanmış şimdi canım kardeşim
Güneş sanki bu gözlerinden yansıyan
Umut bu,ışık gibi ruhuma dolan
Duyuyorum minik ayakların seslerini
Uzun başaklar arasında gülüşerek koşan
Sen olacaksın onları koruyan,yaşatan
Adaleti öğret onlara,cesareti öğret
Onların bunda yeteneği var doğuştan
Gözlerin ufku sarıyor şimdi,hissediyorum
Geleceğim ellerinde,inancım seninle, inan
Barışı getirecek,zulmü bitirecek gücün var
Dualarım seninle,sen olacaksın asıl kahraman.
Bu da mı hayal yoksa,bu da mı yalan?
Hayır,uyandın artık,bitti rüyan...
Not: Şiirin içeriği bir ideoloji ürünü gibi görünse de böyle bir kaygıyla yazılmamıştır.Karşı durulan tek şey SAVAŞtır.Dibimizde kocaman yangınlar var,kaçamıyor insanlar bu yangından.Peki ne kadar düşünüyoruz onları? AYda bir kez habeerlerde denk gelirse mi? Onda da "bitsin artık" diyoruz belki içimizden o kadar... Bu mu yapabileceğimizin hapsi?Yorum sizlere kalmış...
ÖNEMLİ NOT!
Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de
yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...
Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!