şehr-i kasya

Şehr-i Kasya'nın kapısı...

Kapı bir raf.İçinde parşömenler,kasya tomarları var.Şehir tomarların içinde. Tomarlar arşiv tuşunun akabinde Ocak 2008'de...

紫禁城



Ziyaretçi defterim
Ziyaretçi defterine bir şeyler karalamak için tıklayın


Yorumlarınız ve özellikle site hakkındaki önerileriniz benim için çok önemli! Lütfen onları benden esirgemeyin...(Söz veriyorum elinize yapışmayacak... )



Dilek Taşları

(Bölümler...)



Anne Aşk Hayat Haykırış Huzun Mutluluk Ölüm Ruh Kahraman Uyanış Anne Saklı kent




Müzik kutusu muhteviyatı...

Prospektüsü okumadan kullanmayınız...

A Place For My Head

Nefes

Stuff and Nonsense

Lithium

Yalan

Yağmur

Norra El Norra






Bu site,aşağıdaki sayaç kadar ziyaretçiyi ağırladı.Ama bunların bir çoğu Şehr-i Kasya'yı gör(e)meden gitti. Çünkü o, kapının ardındaydı.Ama ziyaretçi,kapıya baktı "eh işte" dedi ve çekti gitti... "Keşke görebilselerdi"...



track web site traffic




Bakalım bana en son ne demişler...

Ben geldimm :)
...
sorun
slm
blograzzi
Pek resmi bir yorum yazmışım ben :D
...
merhaba
küçük iskenderden bir dize
tebrik ederim






Günün Blogu








linkiboluna ekle!




Add to Technorati Favorites




Zindandır bedenim

8/1/2008
Kategori: Ruh

Yanıyorum,yanıyorum gecelerde
Pervaneyim nuruna,dönerim çevrende
Işığına koşarım yanacağımı bilsem de
Bilirim,yanmak haktır bizlere

Gözlerim kararıp gitse de
Şeytanlar yolumu kesse de
Bu karanlıklar boğar beni
Nefes için uçmak isterim nefesine

Nefesin tenimden ötede
Bilirim,hissederim onu içimde
Adına ruh demişler o nurun
İsmi belli ama kendi nerede?

Yaşamışım,gülmüşüm,eğlenmişim de
Hani,gerisi nerede?
Ruhum ölür gibi olmuş baksana
Ölümsüz olduğunu bilse de

Azrail'i beklemiş senelerce
Özüne kavuştursun onu diye
Zincirlerini kemirmiş her gece
Kurtulamamış şu bedenden yine

Coşmuş açmış kanatlarını bazen
Uçmuş,deniz derya geçmiş de
Her gecenin sabahında dönmüş
Usulca konmuş şu bedenime

Yatışmış bu hırçınlığı
Dilim "Hakk" dedikçe
Meleklerle muhabbete koyulmuş
O zamanlarda huzur bulmuş belki de

Şeytanlar çevresinde döndüğünde
Delirmiş,doğramak istemiş hepsini de
Bağlıymış eli ayağı zincirle
İşkence etmiş ona şeytanlar
Şu zindanı andıran bedenimde

Hep hakkı geçmiş bana
Şeytanlara her itaat edişimde
Haykırmış en derinlerden ama
Dipsiz kuyularda duymamış sesini kimse

Kafese tıkılmış bir şahin gibi
Düşmüş özgürlüğün derdine
O bana hep yolu fısıldamış
Ama tam dinlememişim onu belki de

Ham kalmışız,yanmak gerek bize
Pişmek yetmez uslanmaz içimdeki
Yanıp kül olacak ille de
Uçacak,uzanacak,dokunacak güneşine
Işığa uçan bir kelebek gibi
Kanat çırpacak o görünmezliğe
Huzuru bulacak sonunda
Yârine kavuşacak ebediyette...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Susamış Ruhum

8/1/2008
Kategori: Ruh

Rüzgarın uğultusu kulaklarımda
Mutluluğun kokusu yine uzaklarda
Yalnızlığım gömülü ,
Odamın o ıssız karanlığında
Sonsuzluğa uzanan şu ufukta
Özgürlük senfonisi çalınır
En güzel enstrümanlarla
Işığın uçup gittiği yerde
Bekler beni bir burak sabırla
Ama uzanmaz kollarım ona
Yok ki kanatlarım uçsam uzaklara
En kolayıdır derler hep kaçmak ama
Ne yaparsın ki kalmaya gücün yoksa?
Her yeni gün umuttur derler
Ya bu kocaman bir yalansa?
Uyanır mıydın iznin olsa
Sonsuza dek uyanmamaya?

Dolar kalbimin gözleri
Kartallar enginlerde uçunca
Ruhum da bir kartaldır
Uçup gitmek ister onlarla
Zindandır bedenim ona
Gözlerimdir parmaklıklar
O görünmez ışığıma,
O "ben"dir,ben "o" olamasam da
O Yüce'nin nurundan Üflenmiş
Şu acizane toprağa
O özgürlüğe alışmış
Dar geliyor bu beden ona

Ölüm meleğini bekler
Uzanmak için Halık'ına
Kanatları taşar bazen bedenimden
Sıçrar göz yaşları satırlarıma
Dalarım o zaman yarı ölümün
Uyku denilen gizli diyarına
O da salınır gider
Oyunlarını oynar o bilinmez dünyada
Çocuk denilen şey odur aslında
Saftır yağmur suyu kadar
Erişilmezdir bir o kadar da
Ateş böcekleriyle yarışır karanlıkta
Kelebekler yoldaşıdır gün ışığında
Hep aydınlıktır o
Her yer karanlık olsa da...

Özgürlük bir sevdadır,hem ona
Hem de şu aciz Burak'a
Bir gün kırılacaktır ecelle
Beden denilen çamur pranga
Ancak o zaman belki ulaşır
Sonsuz mutluluk denen
O en değerli pırlantaya
O güne dek gezinecektir aranızda
Direnecektir şeytanların
Sabır düellolarına
Susayacaktır her gün uzaklara
Dinmez onun bu susuzluğu
Erişmeden ufkun sonundaki dünyaya...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!