şehr-i kasya

Şehr-i Kasya'nın kapısı...

Kapı bir raf.İçinde parşömenler,kasya tomarları var.Şehir tomarların içinde. Tomarlar arşiv tuşunun akabinde Ocak 2008'de...

紫禁城



Ziyaretçi defterim
Ziyaretçi defterine bir şeyler karalamak için tıklayın


Yorumlarınız ve özellikle site hakkındaki önerileriniz benim için çok önemli! Lütfen onları benden esirgemeyin...(Söz veriyorum elinize yapışmayacak... )



Dilek Taşları

(Bölümler...)



Anne Aşk Hayat Haykırış Huzun Mutluluk Ölüm Ruh Kahraman Uyanış Anne Saklı kent




Müzik kutusu muhteviyatı...

Prospektüsü okumadan kullanmayınız...

A Place For My Head

Nefes

Stuff and Nonsense

Lithium

Yalan

Yağmur

Norra El Norra






Bu site,aşağıdaki sayaç kadar ziyaretçiyi ağırladı.Ama bunların bir çoğu Şehr-i Kasya'yı gör(e)meden gitti. Çünkü o, kapının ardındaydı.Ama ziyaretçi,kapıya baktı "eh işte" dedi ve çekti gitti... "Keşke görebilselerdi"...



track web site traffic




Bakalım bana en son ne demişler...

Ben geldimm :)
...
sorun
slm
blograzzi
Pek resmi bir yorum yazmışım ben :D
...
merhaba
küçük iskenderden bir dize
tebrik ederim






Günün Blogu








linkiboluna ekle!




Add to Technorati Favorites




Bip!

28/8/2008
Kategori: Haykiris

Anahtar Parça:Linkin Park-A Place For My Head

Aç artık şu lanet telefonu,
Aç hadi,kafam bulanık!
Aç,acıktı içimdeki yine sana...
Aç,susadım hipnozuna...

Aç,lanet kafam bangır bangır,
Çığlıklarım yankılanıyor boşlukta...
Aç,koparıcam yoksa tellerimi,
Bozucam akortumu,kalmıycam...

Aç,aç da çal yine Pavlov'un zilini,
Kırılmasın zincirlerim,
Paslanmış zaten çoktan,
Kırılırsa tutamazsın beni buralarda...

Aç diyorum çaldı bin kere,
Operatöre sövdüm salaklığımla.
Aç... Açım diyorum anlasana!
Aç,işe yaramayacak yoksa
Şartellerim kapandıktan sonra...

Aç...
"Ulan" dedirtme işte bana...

Ya da...

Aç... ma...
Çoktan uçtu telefon zaten,
Arayacağınız kişiye ulaşılamayacak
Sadece şu anda değil,
Bundan sonra hiçbir anda.
Amerikalı'nın "Fuck" diye böğürdü sahneler,
Şimdi bir bir geçiyor gözümden,
Dublaj yapmakla meşgulüm onlara...

Açma artık o telefonu,
Ulaşılabilir olduğunu sezdirme bana bir daha!
Açma,çoktan yırttım sayfaları,
Toparlattırma bana...

Açma,her nerdeysen orda kal,
Gelme bu taraflara...
Asit damlatmıştın zincirime,
Kopuverdi sonunda.
Zilin de çalışmayacak artık,
Çünkü duyacak kadar yakın olmayacak
İnanan kulaklarım her halta...

Hipnoz bitti,
Bilinçaltı doldurdu oksijen tanklarını,
Daldı yeniden suyun altına...
Mantık koymuştum katanamın adına,
Sana bağlı tüm kablolarımı
Uçurverdi bir hamlede,
"Error" yazacak bağlanmaya çalıştığında...

-Biiiiiiiiiiiiiippppppppp...
-Tiz ve sürekli...

-Yoğun bakımda fişi çekilmiş gibi...
-Biiiiiiiiiiiiiiiiiiiip...

-Sonsuzda yankılanan küfür gibi...
-Biiiiiiiiiiiiiiip...

-Bip sesi gibi...
-Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor...
-Lütfen bip sesinden sonra mesaj bırakın...
-Bip!
-Alo,canım,baya bi çaldırmışsın duymadım.
-Mesajımı dinleyince mutlaka ara olur mu bitanem?
-Baayy!

Olur mu?
Biiiiiiiiiiiiiiiiiiippppppp...

Olur...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (1)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Gerçek diye yalanlamak adına...

13/8/2008
Kategori: Haykiris

Yalnızım yine,
Yalnızım lanet şehrimde,
Üstümdeki yırtık pırtık gururdan
Saklanmamış ejderha pulundan zırhımın
Arasına sızamamış karanlıkların
Gün görmemiş aydınlığının
Aydına hasret benliğinin
Kurt bağlamış dehlizlerinin
Yansımayla çağlayan olmuş aşk sesinin
Kaynağı kısık yürek tellerinin
Üzerinden düşememiş akrobatının
Altındaki ağsız havasının
Boğucu,keskin ve yakan tadının
Sinirlerden beyne ulaşıncaya kadarki zamanının
Onda birinden bir fazlasının
Uzunluğunun farkında olmayan cahilliğin
Kara kursağına düşmüşlerin
Korkmak için bilgiye aç zihinlerinin...

Nefes...

Ve fren biraz,biraz virgül...

Ve son bir çekimlik...

Nefes...

Ve tüm bu düşler aleminin...
Gerçek diye yalanladığımız adında,
Tek gerçeği hissediyorsam şu an,
Adı yalnızlık ki,
Cahilliğimdendir o da...

Cahil olmayan bilirdi yoksa,
Yalnız olmadık hiç,olamazdık,
Ol denildiğinden beri yalnız kalamadık,
Hep aynı kişi vardı çünkü
Yalnızlığın kadim tahtında...

Ben yalnızım şimdi,
Ben yalnızım ve
Cahilliğimdendir bu da...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (6)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

LANET

8/1/2008
Kategori: Haykiris

"Uyan!"
Hayır,tekrar oku,daha derinden...
Derin ama titreten bir sesle...
Yankısız,yansımasız,
Gür,soğuk ve tek düze...
Bir çırpıda fırlarmışçasına dudaktan:

"Uyan!"

 

Yavaşlattım bak zamanı,
Hadi dön geri,korkma!
Zulme gözünü yummayı
Hangi çakallar öğretti sana?

 

Hadi,geç değil daha!
Gençliğine ver,durdur kendini.
Dön ve dur zalimin karşısında.
Onların silahı mı var?
Dedelerinin silahı var mıydı süngüden başka,
Düşman sıcak metalleri yağdırırken
Gecenin uğursuz karanlığında...

 

Ölüm mü zor geldi sana?
Korkar mı oldun ölümden yoksa?
Seni niye gönderdiler ulan buraya?
Dünyayı sana mı vereceklerdi sonsuzda?
Yolcuydun,hancılığa mı göz diktin sonunda?

 

Ne zamandır kör etti dünya seni?
Ne zamandır unuttun ölümün elbet geleceğini?
Geçeceksin ille de o kapıdan,
Kurtaramaz kimse seni.

 

Madem var böyle bir kapı,
Madem geçeceksin ille de,
Adalet için,zulmü bitirmek için,
Koş üzerine,kır kapıyı.
Yiğit görsün unutmuş topraklar,
Saygı görsün ruhun
Kapının önünde de ardında da...

 

Ne oldu sana be ademoğlu;?
Yine düştün asırardan sonra.
Medeniyet bolluğunda,
Sindikçe sindin kabuğuna.
Körelttin ruhunu iyice,
Boşa atar oldu o
Göğsündeki etten parça.

 

Sen korkak yaratılmadın,
Korkularını kendin yarattın.
Korkun cehaletindendi,
Mürekkebi yalarken
Kendi gözüne kaçırdın.
Kararırken dünyan,
Sen yeni korkularına gebe kaldın.
Çok bildiğini sandın,
Tevazu gösterdin dışarıya
Ama kibrini içinde sakladın.
Bilseydin korkmazdın,
Dönüp kaçmazdın.
Tıkayıp çığlığa kulağını
Lanetimi kazanmazdın.

 

Zulme kapadığın gözün,
Çığlığa tıkadığın kulağın parçalansın.
Sen varsın diye boş bildi zalim meydanı,
Yardım ve yataklıktan
Birinci derece zanlısın!
Lanetim sarsın dört yanını,
Korkun yılan olup boynuna dolansın.
Boğulurken son nefeste,
Makdüllerinin sesleri kulağında çınlasın.

 

Yürü şimdi,
Normale döndürdüm zamanı...
Duymadın,görmedin bir şey...
Karanlığı hediye ediyorum sana...

 

Uyu!

Hayır,hayır!
Tekrar oku!
Daha derinden,sert ve tek düze...
Boşluk kadar soğuk,çağlayan kadar gür...
Binlerce çırpıda bile dudaktan çıkamazcasına:

Uyu!

 

Uyu!

 

Uyu!

 

Lanetimle ...

 

Uyu!

...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Alev rengi sanrılar

8/1/2008
Kategori: Haykiris

 Yürekler var,
Yüreklerin derinlerinde.
Gözleri yakıta boğulmuş
Bir kıvılcım yeter
Karanlığı paramparça etmeye.
Yıldızlarımı örtmüş densiz bulutlar,
Kanatlarımdan tek damla merhamet,
Düşmeyecek göğüslerine.
Havadaki her zerre kurşunumdur
Saplanacak lanet yüzlerine!

O bulutlara saklanmış
Limuzinli,takım elbiseli
İnsan suratlı nesilsizler,
Ay oluvermişler gecemize.
Ay güneşten otlanmış,
Bizi uyutmuş nesillerce.
Bugün güneş doğacak,
İhtişamı çökecek
İrin bürümüş yüreklerine.
Sanki zifiri pelerinli
Boğucu bir katran,
Kaplayacak kokuşmuş bedenlerini.
Kendi pislikleri boğacak onları,
Ne ayın ışığı,ne de yıldızlar...
Yardımlarına koşmayacak kimse.
Odunlar lazımdı zebanilere
Cehennem kavuşacak onlarla sebebine...

Esfel-i safilinliği madalya edinmişler,
Şeref bilip göğüslerini şişirmişler,
Gafiller ki lügattan,sözden,
Zulmü şeref bilmişler!

Adalet yakın,
Ceza haddinden ağır.
Sanrılar özgür kaldılar,
Sandılar,sanrılar,sandıklar,
Hep sandıkları gibi kalacaklar.
Olmadı,tuzla buz oldular!

Rüzgarla savruldu tozlar,
Çarptı suratsız yüzlerine.
Burunlarından girdi,
Kurtlanmış beyinleri,
Kafataslarının yıllanmış örümcek ağları
Bir an da kül oluverdi...

Yazgı,iradeye köle yazılmış,
İrade,hatasını yazgıdan sanmış.
Yazgı yaşanırken şimdi,
Yazılmışlar onları uslandırmış.
"Us"tan uzak kalmış bedenler,
Rahat bir nefes almış...

Nefesin ömrü bir göz refleksiymiş,
Saniyenin onda birinde
Zamanın durduğu ana karışmış...
Bir yolcu daha göçerken diyardan,
Kurtların gözlerinden bir yaş damlamış.
Yaş toprağa,sonra suya karışmış.
Suyu içen çakallar acıya dayanamayıp,
Kendileri gibi leşcilerin ellerine kalmış.
Kurtuluruz sanmışlar son nefesle,
Ama bu sadece başlangıçmış...




Not:Bildiğiniz üzere son zamanlarda PKK'nın elinde Amerikan silahları olduğu ortaya çıktı.Kendi ordumuzun içinde bile terörün bitmesine izin vermeyen insanların olduğunu söyleyenler var.Söylentiler ve dedikodular bir yana,bu adamlar hem dışarda,hem içerde birilerinin desteğiyle ayaktalar.Önce içeridekilere,sonra dışarıdakilere lanetim.Gün gelir döner zaman.Gün gelir hesap sorulur.O gün kan bitmez belki ama,çakallar yerine, aslanların,kurtların kanı düşer yere...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Yüz bin yıllık lanet...

8/1/2008
Kategori: Haykiris

Bulut gardını bozdu,
Kılıcıyla soğuğa hamlesini yaptı.
Rüzgardan dövülmüş kılıcı,soğuğunkine çarptı.
Çarpışan kılıçlardan şimşekler fışkırdı.
Altında kalmadı soğuk bu ani vuruşun,
Kılıcını bulutun göğsüne sapladı.
Kılıcın girdiği yerden bulutun şeffaf kanı
Damla damla yer yüzüne aktı.

Damla inerken hızlandı,
Şekli değişti.
Tam küçük çocuğun
Göküzüne açtığı ellerine düşecekken,
Asılı kaldı havada,gidemedi.
Durdu zaman,enerji sabitlendi.
Zaman akmayınca ışık bile
Daha fazla ilerleyemedi.

Her şey,her şey dondu...
Ne damlalar milim ilerdedi,
Ne yer çekimi işledi...
Bir alim söylemişti bunu:
Zaman dursa bir anlığına
Kimse hiç bir şey bunu farkedemez
Hiçbirşey bundan etkilenmezdi...

Bir çocuk var şimdi
Bu yarı canlı fotoğraf karesinde.
Gözlerini gökyüzüne dikmiş.
Bulutla soğuğun dövüşü
Belli ki onu çok etkilemiş.
Susamış çocuk adeta bulutun kanına
Açmış ağzını,
Kana kana içmek istemiş.

Arkasında koşar adım annesi
Oğlu hasta olur diye endişelenmiş.
Ona şemsiyesini götürürken
O da herkes gibi donakalıvermiş.

Caddenin kenarındaki kafede
Üzgün iki göz,
Onlara doğru dalıp gitmiş.
Biri bağırıyormuş o sırada ona
Yanındaki sevgilisiymiş.
Tartışmaktan usanmış belki de.
Öyle açık ki durum,
Güzel kız çoktan,
Bedeninden uzaklara gitmiş.

Kafenin camekanına yaklaşan
Birbiriyle şakalaşan dört genç...
Hayatın eğlenceli yanı
Yüzlerinde çok güzel resmedilmiş.

Hemen arkalarında,
Yerde oturan dilenci
Boş betonlara bakakalmış
Önündeki üç beş kuruş
Onu gülümsetememiş...

Yolda sinirle kornaya abanan adam
Yüzündeki canlı öfkeyle,
Zaman akmaya mı başladı dedirtmiş...
Önünde yeşil ışığa rağmen ilerlemeyen adam
Belli ki telefonda
Koyu bir sohbetteymiş.

Bir kedi sarkmış bir camdan
Uçuşan kuşlarda kalmış gözleri.
İçindeki bastırılmış avcılık
Bakışlarından dışarı fırlıyor şimdi.

Hayatın bir kadını
Elinde efkârdan içtiği sigarasıyla
Adeta "yine de ayaktayım ulan" demiş.
İstemeden verdiği bu poz
Meleklerin zihninde yer etmiş.

Her yüzde farklı ifade
Kiminde hüzün,kiminde mutluluk var.
İnsana dair tüm duygular
Şimdi yayılmışlar ıslak caddenin
Biraz daha kuru köşelerine.
Hayat denilen uyku
Şimdi fazlasıyla somut
Meleklerin ışıktan gözlerinde.

Bir melek dayanamıyor,
Bu donmuş karede
Gidiyor küçük çocuğun yanına.
Okşuyor başını,sarıyor etrafına
Saflığın güçlü kanatlarını,
Acıya perde geriyor.
Çünkü o masum,olacakları hiç,
Ama hiç haketmiyor...

Derken...

Birden titreşiyor tanecikler,
Enerji salık veriliyor.
Asılı kalan damla
Düşüşüne geri dönüyor.
Herşey çoktan hareketlenmiş,
Sanki hiç zaman durmamış gibi
Kaldığı yerden devam ediyor.
Damla yavaşça düşüyor,
Küçük çocuğun eline.
Çok kısa bir an için
Çocuğu saran kanatlar
İnsanların gözünü alıyor.
Ama öyle kısa ki o an,
Daha uyartılar beyne yeni ulaştığında
Beyinler verileri değerlendirecek
Vakit bile bulamıyor.
Damla el ile buluştuğu anda,
Şerefi küflenmişin elinden çıkan
Cellat fermanı radyo dalgaları,
Haberlerde spikerin
"Çok miktarda C-4" diye duyurduğu
El yapımı plastik cellata ulaşıyor...
Cadde havaya uçuyor...

İlk büyük sesten sonra
Kısa bir an sessizlik var sadece.
Sonra ilk şaşkınlık
Acı çığlıklara bırakıyor yerini.
Azrail topladı emanetlerin birazını,
Geri kalanların nasibi ise hastanede.

Toz bulutu gitti,
Sadece duman kaldı şimdi.
Yangın,patlamış camlar,
Yıkık dökük duvarlar...
Alabildiğine kan...

Minik bedeni saran melek
O saf,temiz ruhun
Sessizçe götürülüşünü izledi.
Cansız küçük ellere dokundu,
Yüzüne hüzün geldi.
Melekler ağlar mı bilmem ama
Ağlayabiliyorlarsa eğer
Bu muhtemelen böyle bir şeydi.

Melek izlerken bu acıyı
Ürküttü onu bile insanın nefreti.
Nasıl bir insan yapabilirdi bunu,
Böyle bir kini ona kim öğretti?
Lnaet etti melek bile
Kendine yediremedi...

Şeytan görse bunu
Eminim o insana gıpta ederdi.
Vücut bulmuş halinin
Yer yüzündeki iğrenç silüetini izlerdi.

Para,ün,konfor,
Acı,tatlı,ekşi,
Güzel,çirkin...
Bak hepsi oracıkta,
Bir anda sona eriverdi.
"İnsan" bir kez daha düştü
Bir parçası acının elinde
Diğeri sefilliğin,aşağılığın
En dibinde...
Hayatlar bitti,
Hayatlar devam etti.
Bu binlerce yaşındaki kısır döngü
Hiç usanmadı,hiç ders almadı
Aynı iğrençliğiyle sürüp gitti...

Not:Tüm cinayetlerden ve tüm zulümden dolayı allah insanı affetsin...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Aslanlar kör olur,çakallar ürer şehrimde...

8/1/2008
Kategori: Haykiris

"Bitti dimi,bitti her şey...
Kaçtın benden günlerce ama
Bak,buradayız işte..."

 

Silahı elinde olan taraf
Sebebi amacından gafil,
Diğerinin önünde dikilmiş.
Tetik,bir minik eklem mesafesinde...

 

"Nasıl,nasıl kıydın lan kardeşlerine?
Nasıl ihanet ettin ekmeğine?
Allah şahit,
Liğme liğme edilmeyi
Hakettin gözümde..."

 

Gözler kininden usanmış,
Ruhlar "yazıklar olsun" nidalarında...
Bir melek varmış odada,
Bin şeytan oturmuş kanatlarına...

 

"Kim,nasıl kör etti seni böyle?
Avrupa mı paklayacaktı seni,
Senin vicdanına nolmuş böyle?
Katilsin,katlin vacip oldu ellerime..."

 

İntikam tükürmüş şeytan
Kalplerinin üzerine.
Pis nefesi dumanlamış akılları,
Akıllar ses çıkaramamış,
Kararmışlar karanlık kafatasının
Derin dehlizlerinde...

 

"Vur ulan,vur hadi,
Hayatım beşinci yılında satılmış,
Hayat mı benimki?
Biri feda edilmiş daha beşinde
On iki kardeşten on biri doyabilsin diye.
O gün imzalanmış infaz emrim,
Şükür ki artık öleceğim..."

 

Zulüm var,zulümden öte,
Her zalim mazlumdur kendi içinde.
Kötülük,iyilik içindir,
İyilik,kötülükten nefret etse de...

 

"Vur da bitsin çilem,
Hayat yok inan gözümde.
Ha bugün ölmüşüm,ha yarın,
Ölümü beklemek berbat bir işkence."

 

"Saniyeler var tetiği çekmeme,
Çekerim bilirsin,sen beni katlettin,
Katlin vacib oldu ellerime...
Ama benim yüreğim acıyor hala,
Yetti kardeş kanları yüreğime...
Bu kadar mı susadın kanıma,
Al silahımı,sık kafama,
Bitsin dertlerim,
Kanımı iç doya doya sen de...
Al lan,vur beni,
Bak gözlerimin içine,
Gram korku görürsen
Gebert beni en feci işkenceyle.
Sık hadi dermanın varsa,
Bende kalmadı senin canını
Azrail'e teslim etmeye..."

 

Neydi,nedendi tüm bu kan?
Eline bulaştırmaya kimler
Hangi köpekler ikna etti seni,hangi şeytan?
Kardeşimdin,canımmdın,ciğerimdin,
Vatanıma uzanan hijyensiz elleri
Omuz omuza kesitiğimdin...
Ekmeğimi elime her aldığımda
Ağzıma lokma koymadan böldüğüm,
Birlikte savaşıp,birlikte öldüğümdün...

 

Boğazından helal girdi lokmalar,
Hangi lokma bozuktu da
Sen böyle bir ihanete gömüldün?

 

Onlar ister mi iyi olmamızı,
Onlar sever mi bizi,
Daha dün toprağımdaydı pis dişleri,
Sen bu kadar mı kördün?

 

Kardeş kanı sıçradı kardeşe.
Aynı rahmin çocukları bile
Gün geldi kurşun sıktı birbirine.
Aslanlar birbirini düşman bildiğinde
Çakallar ulur oldu toprağımda,
Geldiler leşleri yemeye...

 

Gök karardı,sessizleşti aslanlar,
Gözlerindeki katran eridi,
Hüzün geldi sessizce,
Sardı kanatlarını aslan yelelerine...
Uyandılar sonunda ama
Gururlar ezildi çoktan
Çakalların pis pençelerinde...

 

Aslanlar ayağa kalktı,
Kükrediler birlikte,tek yürekle...
Dağıldı çakallar arkalarına bakmadan,
Ama akılları kaldı yine
Aslanların yattığı cennetimde...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

18 Mart anısına...

8/1/2008
Kategori: Haykiris

 Hayat damardaki kanda
Asalet onun akışında
Damardan coşkuyla fışkırıp
Vatan toprağını sulayışında

Kurşunlar akıyor havada
Mehmetçiğin bedeni kalkan vatana
Şehadet istiyor mehmetçik
Şehitlik yaraşır bu korkusuz kahramanlara

Düşman ordusu hezimetin kollarında
Geçeriz diyenler,gömülmüşler sulara
İliklerine işlemiş hayret ve korku
Dünya şahit olmuş bu destana

Helal olsun o mehmetçiğe
Karnına düşmüş her lokma
Milleti hatırlayacak ilelebet
Unutulmayacak bu kanla yazılmış sayfa

Düşman şimdi nerede peki?
Uzakta mı,yoksa daha da mı yakında?
Canlar gitmiş onu dışarda tutmaya
Can mı atıyoruz şimdi ona kucak açmaya?

Düşman etimizi çoktan geçmiş
Kalbimize çöreklenir olmuş usulca
Biliyor yenilmezliğin kaynağını artık
Hayalet gibi sızıyor vücütlarımıza

Gözlerimiz görmez olmuş
Akıllarımız dünden köle ona
Öyle derin bir uykudayız ki
Çığlıklar fısıltı gibi geliyor adeta

Tokatları yetecek mi bizi ayıltmaya?
Yoksa uykumuzda mı gömüleceğiz karanlığa?
Sıcak metal parçalarken bedenlerimizi,
Modern köleler mi olacağız sonunda?

Özgürlük diye haykırıyordu ecdad
Biz hatırlayabilecek miyiz bu kelimeyi acaba?
Adalet göçerken bu topraklardan
Nefret yavaşça götürecek bizi mezara

"Kükremiş sel" di atalarım
Azrail oldular elinde zincirle gezen "çılgın"a
Zulüm kastettiğinde millete,dine,vatana
Uluması yok oldu düşmanın,şehitlerin soluklarında.

Ey Hakk'ın katında yaşayan ecdad!
İn de bak torunların ne yapıyor
Görmüyorlar,duymuyorlar,hissetmiyorlar
Şeytanın nefesi ciğerlerine doluyor
Doldukça boğuluyorlar uykularında

Ya özgürlük,ya ölüm diyenler
Pek bir azalmış bakıyorum da
Alemlere akarken milletim
Geri kalan imrenir olmuş onlara

Ahlak ayaktaymış bir zamanlar
O da dayanamamış bu sinsi düşmanlığa
Karanlık sarmış yurdun dört yanını
Bulutlar daimi olmuş vatanımda

Ama ...
Gazi'nin sözlerinde saklı
Bir umut kıvılcımı var hala
Virüs yayılmamışsa yeterince kanımızda
Hala "muhtaç olunan kudret"
Akıyor olmalı damarlarımızda

O güç şahlanacak bir gün,biliyorum
Tüm bulutlar dağılacak bu rüzgarla
Cesaret kokuyor,kan kokuyor bu toprak
Gerektiğince kokacak daha da

Kana susamışlar içemeyecek onu
Onların kanı kirletecek toprağı
Temizlenecek sonra toprak
Kahramanların kanlarıyla

Uyanış yaklaştı,hissediyorum
Yıldızlar bulutları deliyor,görüyorum
Kalbim duyuyor sanki çığlıkları,
Gece bitiyor,yazgı yaşanıyor
Güneş,bu topraklara yenden doğmak için can atıyor
Biliyorum...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Bırak bilmesinler,bilenler yeter...

8/1/2008
Kategori: Haykiris

İki dünya tatlısı yavru kedi
Uzanmış batan güneşin önünde
Sokulmuşlar birbirlerine
Yaprakları dans ettiren
O tatlı rüzgar eşliğinde
Dünyanın curcunasına inat
Yummuşlar gözlerini huzur içinde
"Gel bizi kucakla,sev" deseler de
Kıyamadım,bozamadım tatlı uykularını
Korudum onları kendimden,kendimce
Çok masum göründüklerindendi
Bu kahramanlık belki de...

Sevgiyi tadacakları son zamanlar
Bu "miniklik" günleriydi belki de
Büyüdüklerinde sevilmeyeceklerdi
Günahsız olsalar da,masum olsalar da
İnsanlardan yiyecekleri tekmeler
Ağır gelecekti küçük bedenlerine
Çok azı,fazla acı çekmeden ölecekti
Bu yüzden o an daha çok sevmeliydim
Kaptırmalıydım kendimi bu iki şirin şeye

Bir zamanlar onlar gibiydik biz de
Masumduk,kirlendik sessizce
Her yaşıtımızı kirli görür olduk bir de
Bize yirmi sene önce "çok tatlı" diyenler
Şüpheyle bakar oldular yüzümüze
Hadi biz bozulduk belki,kirlendik de
Kedilere nedendir bu öfke?
Acaba kendimizden mi biliyoruz herkesi?
Gizli çamurlar mı bulaşmış ellerimize?
Onları mı sürüyoruz dokunduğumuz her şeye?

Kim dürüst,kim temiz şu dünyada diyenler
Çamur sürmüyorlar mı sizce de her şeye,herkese?
Bize şüphe dolu gözlerle bakanlar
Aynaya nasıl bakıyorlar sizce?

Caddeden akan insanların yüzünde
Neden kalmamış hiç neşe?
Bu insanların hepsi mi mutsuz?
Yoksa bana mı öyle geliyor sadece?

Bakışlarında şüpheler çığlık atıyor
Güvenleri kalmamış kimseye
Bir zamanlar ölümden çok günahtan korkanların
Yaşadığı topraklar buralar değil sanki
Ya da o insanlar göçüp gitmişler
Bir başka gezegene...

Güvensizlik yüz kaslarımızı bozmuş
Gülemez olmuşuz herhalde
Ben yeniden keşfediyorum gülmeyi
Size de tavsiye ederim kesinlikle
Sihirli bir değnek gibi gülücükler
Huzur yayıyor kalplere
Hayatta her şey mutlu olalım,
Mutlu edelim insanarı diye
Ama tersten bakıyoruz ki hayata
Somurtuyoruz güzelliklere bile

O iki kedi masum kalacak gelecekte
Biz ise istemesek de kirleneceğiz
Ama kalacak değiliz ya hep öyle
Temizleniriz biz de
Yapıştırırırz kırıklarımızı,kırdıklarımızı
Elimizden geldiğince
Bir daha kırmamaya da söz veririrz
Sonra tutarız bu sözümüzü de

Karanlık bir odayken kalbimiz
Güneşe dönüşüverir saniyede
Gözlerimiz ışıldar o ışıkla
Çevremizdeki karanlık odaları da
Gömeriz belki tarihe böylece

Onlar istediğini desin
Biz iyiyiz,güzeliz,dürüstüz
Biz güneşleriz içimizde
Gözlerimiz umutla bakar
Bulutlara,yıldızlara,güneşe
Bırak da bilmesinler bizi,bize ne?
Demiş ya Yunus;
"Bizi bilmeyen ne bilsin?
Selam olsun bilenlere..."

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Kan emicilere

8/1/2008
Kategori: Haykiris

Soğuk vursun saçına
Kan sıçrasın ocağına
Zulmün kalmasın yanına
Dilerim mevladan
Helak olmanın tadını yaşa
Can çekiştiğin gün
Kıydığın canları hatırla

Yaktın,yıktın,acımadın onlara
Kabusundur ruhum,
Terletendir seni uykunda!
Elbet bitecek bu rüya
Anlayacaksın gerçeği acıyla
Tankların koruyamaz seni
Azrail heybetiyle geldiğinde
O değersiz canını almaya

Petrolü değiştin
Bebek kanıyla
Azgınlığın arttı her gün
Doyamadın paraya
Kursağından geçen
Her kanlı lokma
Sorulacak sana
Sen hiç meraklanma

Soydun,sövdün,vurdun
Yaktın,yıktın,durmadın
Acımadın,acımazsın da
Sende de yürek,vicdan varsa
Ben söker atarım kendiminkini
Lazım değil öylesi bana

Kanamadın içtiğin kanlara
Kandırdın dünyayı
Yalanlarını kendine sakla
Şu sözü sakın unutma:
"Kalmadı ki Süleyman'a
Sana kalsın şu dünya"

Doğacak bir gün umut
Güneş'in tersinden şu dünyaya
Vampirsin,kan emicisin
Kül olacaksın ışıkta
Şu dünya nice zalimleri yuttu
Seni de yutacak sonunda

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!