şehr-i kasya

Şehr-i Kasya'nın kapısı...

Kapı bir raf.İçinde parşömenler,kasya tomarları var.Şehir tomarların içinde. Tomarlar arşiv tuşunun akabinde Ocak 2008'de...

紫禁城



Ziyaretçi defterim
Ziyaretçi defterine bir şeyler karalamak için tıklayın


Yorumlarınız ve özellikle site hakkındaki önerileriniz benim için çok önemli! Lütfen onları benden esirgemeyin...(Söz veriyorum elinize yapışmayacak... )



Dilek Taşları

(Bölümler...)



Anne Aşk Hayat Haykırış Huzun Mutluluk Ölüm Ruh Kahraman Uyanış Anne Saklı kent




Müzik kutusu muhteviyatı...

Prospektüsü okumadan kullanmayınız...

A Place For My Head

Nefes

Stuff and Nonsense

Lithium

Yalan

Yağmur

Norra El Norra






Bu site,aşağıdaki sayaç kadar ziyaretçiyi ağırladı.Ama bunların bir çoğu Şehr-i Kasya'yı gör(e)meden gitti. Çünkü o, kapının ardındaydı.Ama ziyaretçi,kapıya baktı "eh işte" dedi ve çekti gitti... "Keşke görebilselerdi"...



track web site traffic




Bakalım bana en son ne demişler...

Ben geldimm :)
...
sorun
slm
blograzzi
Pek resmi bir yorum yazmışım ben :D
...
merhaba
küçük iskenderden bir dize
tebrik ederim






Günün Blogu








linkiboluna ekle!




Add to Technorati Favorites




Bir ben olsa, beni sana anlatsa...

8/3/2008
Kategori: Ask

Gözlerinin içine bakar ve beklerim

Beklediklerim ulaşmaz kulağıma...

Kulaklarıma inanır hemen lanet zihnim,

Kalbim acır,yine de dayanır bu sancıya.

 

Ya ben ben değilim,

Ya suretim kendinden gafil,

Ya da kifayetten uzağım hep,

Bensiz akar cümlelerim.

 

Bazen tevazudur gerçeğin örtüsü,

Bazen de incitmek korkusu...

Yalan girdiğinde titrer içim,

Ne ben beni ezer geçerim,

Ne de atmosfer ahalisine

Kibirle karışır sesim.

 

Bir parlar bir söner alevim,

Objektiften sızar ışığım tüm gücüyle

Bas işte o an deklanşöre,

Bas ki mutlulukla dolsun o mat film.

 

Biliyorum olmuyor bazen...

Bazenler heplere yenik de düşüyor bazen.

Biliyorum...

 

Ama...

 

Somurtan pozlarım çoklaşsa da,

Ben buradan göçer giderim edası

İllet gibi suratıma yapışsa da,

Gözlerim hipermetropçasına ufka dalsa da,

Burdayım,bir yere gitmiyorum...

 

Çünkü...

Çünkü seni seviyorum...

 

İnandıklarını yıksam keşke üfleyerek,

Önyargıların uçup gitse öylece...

Ulaşsa tüm satırlarım kalbine...

Ulaşabilecek kadar değerli olsalar keşke...

 

 

Bir şarkım olsa unutulmasa,

Bir öpücüğüm olsa,uçursa bulutlara,

Bir ben olsa hep yanında kalsa,

Bir ben olsa beni sana anlatsa...

 

Ne benden o ben çıkar,

Ne satırlar kalbine uçar,

Ne dudaklar öyle dokunur tene,

Ne de şarkım çalınır son bir kere...

 

Bir şeyler kırık döküktür,

Bir şeyler ufalanmıştır gitgide,

Ama severim ben yine de...

 

Korkarım hep seni üzmeye,

Korkarım kendimi senden esirgemeye.

Yalnızlık boğarken beni,

Yalnızlığa boğamam seni,

Bırakamam o iğrenç dehlizlerde...

 

Ama belki benimdir dehlizin kendisi,

Belki bendedir yalnızlığın laneti.

Belki bitmeli bu işkencen sen gülebilirken,

Belki limanda başka gemi vardır.

Binip gitmelisin belki

Benimkinin geleceği gün meçhulken.

 

Hepsi dursun bir yerde...

Tek bir dilek var şimdi içimde:

Sarılmak istiyorum doyarcasına,

Hissetmek istiyorum seni,

Güzel kokunla birlikte.

 

Gözlerin değsin gözüme,

Ellerin değsin tenime,

Sonra ne olursa olsun...

Ne olursa olsun be!

 

Üzüntüler kırgınlıkla kol kola,

Uçup gitmiş oldu böylelikle.

Ben çok sözcük israf etsem de,

Bilirim,böyle kavuşacaktır cümlelerim nihayete.

 

Uykunun kollarındasın şimdi,

Keşke bana da yer olsa içerde.

Bak yalnızım yine bu saçma şehirde.

Uykular tatsız yine...

İçim doldu,

Taşması an meselesi...

Ben bitireyim bu şiiri en iyisi,

Yoksa bitmez bu gidişle...

 

Cümleler karışırken harflerin gizemine,

Uzanırken gece gündüzün maviliğine,

Uykum da gelmişken iyice,

Bedene bir küçük mola geldi misafir takımdan,

Basket olmazdı zaten turnikeye girsem de...

 

İyi uykular aklım-misafirim,

Evindeymiş gibi davran bedenimde.

Arada da ruhuma yer aç,

Uçursun beni bilinmeyenin

Sevdiğimle kesiştiği güzel şehirlere...

 

 

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (1)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Çikolata kaplı polen taneleri

11/1/2008
Kategori: Ask

Düşüşler...
Ah bu düşüşler kanatıyor adamı.
İyileştirecek biri yoksa
İltihaplanıyor içindeki yara.
İğrenç bir irin tabakası
Yüreğine çörekleniyor da
Akıtamıyorsun bazen dışarı.

Ama biri çıkıyor bazen
Kaldırıyor seni
Siliyor üzerindeki çamurları
Teşekkürün aslında
Minnet dolu bakışlarında saklı
Yine de kelimler dökülüyor dudağından
Ama "teşekkür ederim" şimdi
Kibarlığın sahte maskesinin altında
İçtenlikten birazcık uzak kaldı.

Gözlerine bakıyorsun usulca
Kaçak bakışların tedirginliğinde
İlginç fısıltılar saklı.
Karşındaki bir insan
Ama meleğe benzetiyorsun nedense
Aklın hiç melek görmedi ki,yüreğin belki
Ama en azından onu böyle görmekte
İkisi de şuan çok haklı.

"Önemli değil" cümlesinin akabinde
O sıcak tebessümle saçılıyor havaya
Güzel duyguların minik polenleri
Polenlerin hedefinde sevgi var
Çimlenme zamanı yaklaştı...

Hafifçe sızıyor polenler ağzından içeri
Yemek borusuna bir nefeslik uzaklıkta
Karışıyorlar soluk borusunun kanallarına
Gittikleri yerde tel örgüler var
Atlıyorlar onları oksijen kılığında
Kendilerini kızıl nehre bırakıyorlar
Huzur içinde,yavaşça...

Damarlarında geziyorlar önce
Titriyorsun bazen,
Adrenalinin artıyor hatta arada
Tanımıyorsun çünkü onları
Henüz bir mikrop onlar vücudunda.

Savunma birliklerin ayakta
Muhtemelen durduracaklar onları
Her zamanki gibi...
Ama sızıyor içlerinden birileri kargaşada
Şekerleri ayartıp geçiyorlar karaciğerden
Artık dönüş yok onlara...

Sonra geldikleri yer
Dört odacıklı bir disko
Bas çok iyi burda
Hoşlarına gidiyor ritm
Dans etmeye başlıyorla yavaşça
Dans ettikçe onlar yeşeriyor bir şeyler
Işık sızıyor kalbine bir yerlerden
Ruhuna açılan kapıdan szıyor belki de
Akıyor bu ışık kanına,damarlarına.

Hani o çöreklenen irin vardı ya
Anında kül oluveriyor bu ışıkla...

Kalbin daha hızlı şimdi
Gözüne giden damarlarda
Pembe boya miktarı hat safhada
Öyle ki algıların bile zayıfladı
Uçuyorsun,uçtuğunu sanıyorsun baksana...

Hey,hey...
Sakin ol,güzel bir hediye bu sana...
Bu tattığın,tadacağın en güzel
En tatlı duygulardan biri.
Çok şirin,şeker birşey
Çikolata gibi...
Aşk diyorlar buna...

Ha bu arada
İlerde bir gün kanın yavaşlayacak
Sakın korkma...
O polenler hala damarlarında
Esrar gibiler artık
Karşı koyamazsın onlara.
İstersen bir dene
Uzağa fırlat onları da
Gör,canın nasıl acıyor sonra...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Gözlerin dudakları

8/1/2008
Kategori: Ask

Erkek fısıldadı kendi ruhuna:

 

"Kelimeler dökülmedi,
Kaldı dilimin ucunda.
Kuvvetli asitmiş meğer,
Deldi gırtlağımı,
Aktı kalbimin ortasına.

 

Çıkacak hepi topu iki minik söz
Düşemedi,tepinse de,çırpınsa da...

 

Bu gece yalan yok,
Bu gece bakışlar yerde değil,
Gözlerin dudaklarında.

 

Ayların ağırlığı bir yana,
Dokunuşunun soğukluğu
Mahal vermiyor dayanma olasılığına.
Öyle alışmışım ki sana,
Nasıl bırakırım,nasıl silerim?
Hayat nasıl reva görür bunu bu aşka?

 

Yanımda olman için çıldırdığım zamanlar,
Bu gece öyle uzaktı ki bana.
Beni kıpır kıpır alevlendiren sen,
Hiç üşütmemiştin bu kadar fazla.

 

Görmüyorsun,eriyorum zırhımın altında.
Bırakamam,her hücrem haykırıyor seni bana.
Yankılar düşlerden fırlıyor,
Kabusumu yaşıyorum şimdi hayatta."

 

Kız yutkundu,uzandı kalbinin can damarına:

"Bak kırık kolum kanadım,
Nasıl geldik bu hale bilmiyorum,
Ama nolur yapma,bırak dese de dilim bırakma!
İkna et yine beni,bunu da yeneceğimizi söyle,
Bir şans daha tanı aşkımıza.

 

İlk öpüşünü unuttum belki,
Ama muhtacım dudaklarına.
Belki tutup kaldıramadım bizi,
Ama yandım gecelerce,
Sadece külüm kaldı sabaha...
Anka misali külümden doğdum,
Alevler içinde ulaştım hep akşamlara.

 

Susadım sana,
Kanamadım hiç,
Kanamam daha da...

 

Ama yorgun kalbim bitsin diyor hala.
Tut,kurtar yine beni.
Alamasın dehlizlerim ruhumu,
Beni bırakma bana.

 

Üşüyorum,
Saklanıyorum hıçkırıklarıma.
Çekildim küçük bir kız gibi kabuğuma.
Kır kabuğumu,al hadi yine beni kanatlarına.

 

Suskunluğum,tehlikemdir.
Boz suskunluğumu,
Dayanamam yoksa..."

 

Birer damla yaş süzüldü gözlerinden.
Sakladılar birbirlerinden.
Kız erkeğe baktı kaçamak bir bakışla,
Erkek gözlerini kapamasını söyledi.
"Konuşma" dedi.
"Eğer bir kaç dakika sonra bile
İstiyor olursan gitmemi,
Giderim,bakmam arkama..."

 

Kapattı yavaşça eliyle kızın gözlerini.
"Açma" dedi.
Ellerini tuttu,parmaklarında gezdirdi.
Yüzüne götürdü,kokladı,öptü kızın ellerini.
Sonra yanaklarında bıraktı ve
Erkek de kapattı gözlerini.
Kız defalarca gördüğü yüzü,
Tanımaya çalışıyordu elleriyle
Bir kör gibi.
Sonra yanaklarını tuttu,çekti kendine.
Erkek de buldu onun yanaklarını,
O da çekti kendine.
Tuzlu suya bulanmış dudaklar,
Kavuştular bir kez daha sahiplerine.

 

Gülümsediler yaşlar içinde,
Sarıldılar birbirlerine sıkıca.
Öyle sıkı sarıldılar ki,
Azrail'e bile yer kalmadı sanki arada.

 

Peki ne oldu şimdi?
Ne içindi göz yaşları?
Biterken ne olmuştu onlara?

 

Boşver be dostum,
Ayrıntılar lazım değil hayata.
Sen yeterince sıkı sarıl,
Azrail gelse dokunamaz kılına...
Gözleri de iyi tanı.
Aşk dediğin nefes alır;
Ciğerleri kalptir,
Nefes yolu da başlar
Gözlerin dudaklarında.

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Güzel bir sabah

8/1/2008
Kategori: Ask

"Günyadın canım! ;)"
Ne de güzel yakışmış bu not
Doğumgünümde aldığın masa saatinin
Fazla dijital kafatasına.
Gülümseyiş gerekti sabaha,
Bak gelip kondu böylece dudağıma.

Kızarmış ekmeğin enfes kokusu
Ha değecek,ha değdi burnuma.
"Mutfakta biri mi var" gibi,
"Liptonvari" bir sloganla
Veda ediyorum yatağın bana sarılmış
Sımsıcak,huzurlu kollarına...

Mutfağımıza uzanan koridor
Öylesine kısalmış ki
İki saniyede geldim sanırım mutfağa.
Kızarmış ekmeklerin buharı
Selamlıyor beni üstündeki bezin kenarında.
Çaydanlık pek bir gururlu,
Heybeti,şişko göbeği aynı yerinde hep,
Tepki vermiyor bana.
Sevdiğim çilek reçeli daha bi canlı,
Daha rengi dolgun sabah ışığında.
Gözlerim jerry'nin tom'u geçip,
Buzdolabına ulaştığı andaki gözleri gibi
Faltaşı olmuş,ağzım sulanmış,
Saldırasım var masaya...

Bugün bana kıyak geçmişsin belli ki
Gazete,ekmek bi de sen yoksun,
Kahvaltı tamam da,gazete ve ekmek...
Kesinlikle kıyak geçmişsin bana...
Bir yağcılık mı sezmeliyim diyip
Pis bi sırıtış konsa da yanaklarıma,
Hemen kovuyorum onu,pataklıyorum,
Bana yapıyorsun çünkü bunu arada.
Sebebini her sorduğumda cevap aynı;
"Bugün daha bi hoş göründün gözüme galiba..."
:)(evet,akabinde gülücük tabi :) )

Kapı olabildiğince sessiz açılıyor,
Belli ki süpriz hazırlığı vardı burda.
He he,ne yazık ki uyandım!
Ama bu da süpriz oldu sonuçta bana.
Hemen saklanıyorum mutfak kapısının arkasına,
Vee...
"Ödümü koparttınn!!" nidasıyla yumuşak bi yumruk
İniyor göğsümün ortasına...
Sarılıp kocaman bir öpücük verme isteği
Çoktan sızmıştı zaten aklımın her noktasına;
Hayata geçiriveriyorum o anda.
Öpücükten sonra gözlerine bakıp,
"Seni seviyorum" diyorum hafifçe.
"Ben de" diyorsun aynı tonda.
Birden kucaklayıp döndürüyorum seni havada,
Çocukça bağırtmak istiyorum seni.
Bir kaç yumruktan sonra indiriyorum yere,
Yumruktan değil tabi,yorulduğumdan alsında.
Kiloyla ilgili espriler gelse de aklıma,
Yapıp gıcık etmek istemiyorum o anda.
(Yalan!
İstemesem gelir mi aklıma...:)  )
Sofraya oturuyoruz ve
Teşekkür ediyorum bu güzel süpriz için sana.
Gazeteyi verir misin diyorum sonra,
Alırken yere düşürüyorum "yanlışlıkla"!
"aa bir şey düştü arasından" diyorum,
Bakıyorsun aşağıya merakla...
O da ne? Uçak biletleri var yerde.
"Bu ne?" diyorsun şaşkınlıkla.
Ben de "bir haftalık tatil için uçak bileti" diyorum.
Çok da umursamaz bir tonda.
"Ne tatili nasıl yani,ne zaman?" falan diyorsun,
"İki gün sonra" diyorum,
"Az önce iznini ayarladım telefonla.
Zaten izne çıkma vaktin de gelmişti."

"Manyaksınn" diyip fırlıyorsun yanıma.
Bu hakaretin sebebini sorgulamadan
Bilinçaltımla dönüştürüveriyorum iltifata.
Bir öpücük daha alıyorum sonrasında...

Güzel bir gün nasıl başlar?
Minik bir tebessümle aslında.
Sen varsan,biliyorum,
Mutlaka gelir o tebessüm,
Konuk olur yanaklarıma.

Özlemim dilimde,
Sevgim yüreğimde,
Sabrım doruğunda,
Geçecek ömürden bir kaç yıl ama
İnşallah kavuşacağız sonunda.
Neler var daha kim bilir yaşanacak,
Seninle olsun isterim ne varsa...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Güneş ve dünya

8/1/2008
Kategori: Ask

 Sen güneş,ben dünya
Ama bir güneş tutulması var
Ay girmiş bugünlerde aramıza.
Çekip gidecek o da,
Sadece biraz zaman ver ona.
Sonunda kalacağız başbaşa.
Ben dönerken divane gibi çevrende
Sen güç vereceksin bana ışığınla.
Kırkda yılda bir olacak tutulmalar
Geçicek yine hepsi,meraklanma.
Sen ısrarla yolla ışığını
Yoksa buza dönüşürüm
Uzayın soğuğunda,karanlığında.
O gün ne yaşam kalır bende
Ne bir daha bahar gelir bu topraklara.

Sen sıcaksın,sen tatlısın
Aşık oluyorum tekrar tekrar sana
Bana her doğuşunda,her batışında.
Sıyırırken ışığın tenimi
Can buluyor değdiğin yerler
Eriyor karlarım
Uyanıyorum yeniden hayata.

Dedim ya,sen güneş,ben dünya
Sende patlamalar olur arada
Bende tayfunlar,fırtınalar,kasırgalar.
Ama durulurum sonunda
Sen bulutların arasından sızdığında.
Nolur beni karanlığın avucuna bırakma.
Cehennem bile canlıdır,
Sadece yok oluş var karanlıkta.

Beni buzul çağlarına mahkum bırakma.
Doğ bugün gibi her gün
Her gün "iyi ki doğdun,iyi ki varsın"
Diyeyim,diyebileyim sana...
İlk doğduğun gün değil
Her doğduğun gün özel
Her doğuşun güzel bana.
Her gülüşün,her öpücüğün
Yeni bir doğuş
Siyahtan maviye dönüş
Gökyüzümün sonlu sonsuzluğunda.

Yüzlerce yıldız olsa da evrende
Bir sen can verirsin bana.
Böyle yaratmış,ayarlamış yaradan;
Başkası ya dondurur beni,
Ya da kül eder bir anda.
Bir şey bilir,bir şey söyler dilim:
Muhtaç bu gezegen senin doğuşuna...



Not:Hayatımdaki en parlak yıldızın doğuşuna yazılmıştır.İyi ki doğdun güneşim,iyi ki varsın.Uzakta olsan da iyi ki hep refakatçim olarak bana ruhunu bıraktın.Seni sevmek,seninle olmak,seninle bir geleceği düşlemek harika ,inan bana.Biticek bu ayrılık,biticek yollar...Ama o zamana kadar beni ışığından mahrum bırakma...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (1)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Sende bir ben,bende bir sen

8/1/2008
Kategori: Ask

İçimde derinlerden kopma bir acı.
Acıyla gözlere sinmiş uğrsuz bir duman,
Dumanın değdiği hücrelerde eriyen bir can.
Canın eridiği karede,kararan dünyam.
Kararan dünyaya bakan,
Yarı kör bir genç adam.
Aklının görmeyen yarısında güzellikler,
Gören tarafında,gece gibi bir katran.
Katranın damladığı yerde bir resim.
Resimde perileri kıskandıran bir güzel.
Güzelin üzerinde bir tişört.
Tişörtün renginde bir siyah.
Siyahın izinde hasret.
Hasretin pençesinde bir yürek.
Yüreğin hazinesinde bir gül.
Gülün yaprağında bir beyaz
Beyazda canlanan hayali bir yüz.
Yüzün akılda bıraktığı bir isim
İsmi duyunca titreyen bir ben.
Bende bir nefeslik ömür.
Ömürde tek içimlik bir aşk.
Aşkın adresinde sen.
Sabah kalkınca karşımda bir ayna
Aynadan yansıyan sen.
Kulağımda çalan güzel bir parça
Parçada anlatılan sen.
Kalemimden düşen bir kaç cümle
Öznelerde,nesnelerde sen,
Yine sen,hep sen...
Sende bir ben,bende bir sen.
Bizde öyle bir şey var ki;
Ne acısı korkutur beni,
Ne boğucu dumanı.
Onu dünyalara değişmem...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Biraz hayat çayı,bir kaç umut kurabiyesi...

8/1/2008
Kategori: Ask

 Bir ayağımda zincir
Zincirin ucunda ağır bir demir
Atıyor hayat çapamı denize
Batıyorum git gide derinlere.

Dipteyim şimdi
Güneş ışınları dalga dalga
Vuruyorlar ıslak bedenime.
Zincirlerimi kesmeye çalışıyorum
Ama yetmiyor nefesim buna.

Bir nefeslik dal suya
Nefesini ver,çık yukarıya
Zincirlerim eriyene kadar
Can ver nefesinle bana.
DÖnmeyeceğini söyleme sakın
Dönüş umudun tutuyor beni hayatta.

Sen daldığında suya
Dünyam aydınlanıyor adeta
İki kez can buluyorum
Tek bir dokunuşunla.
Can verenlerden biri nefesin
Diğeri de güzelliğin
Masallardan fırlama...

Son bir nefes daha...
Bak kırıldı zincirlerim
Ölüyordum az daha suyun altında
Sen olmasan,ah güzel kız ...
Ama...

Nerdesin?
Nefesini verdin,
Beni geri getirdin
Şimdi sen nerdesin?
Bu koca okyanusta
Yalnızlığımla yine başbaşa
Niye beni bırakıp gittin?
Oysa öyle çok ihtiyacım vardı ki sana...
Yaşamak değildi umudum
Yanında kalmaktı aslında...

Dalıyorum tekrar suya
Kendimi zincirleyeceğim yine
Hayatın ağır çapasına
Belki orada ölmem gerekiyordu.
Boşuna umutlandım seninle,
Boşunaydı tüm çırpınma...

Acı olan ne biliyor musun?
Biliyorum,suyun altında
Tekrar umudun girecek kanıma.
Nefesin için yine yalvaracağım.
Gidişine lanet ettiğim,
Gördüğüme pişman olduğum sana.
O umut da uçup gidecek sonunda
Ruhumun kollarında...

Seninle bir hayatın umudu,
Hayat çayının yanında
Fırında bir tepsi kurabiyeydi adeta.
Çay bitti,kurabiyelerse
Çoktan kül oldu fırında...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Beni bırakma...

8/1/2008
Kategori: Ask

 Bir şarkı dolaşmış dilime
Bırakıp gidişlere dair
Dinledikçe ürktüm kendimce
Ya bırakırsan günün birinde?

Beni kim şımartır o zaman
Kim bana böyle sevgiyle bakar,sarılır?
Ya da...
Ben nasıl dokunurum başka bir tene?
Sana öyle alışmışım ki
Ağır gelir esrarsızlık bu esire

Ya hayallerimiz?
Ne olacak onlara?
Onlarda yok olacaksa
Ben niye hayal kurayım ki bir daha?

İyisi mi güzelim
Sen beni hiç bırakma
Kırarım belki seni istemeden
Acıtırım canımı,
Kendi canım daha çok acır sonra
Saçmalarım bazen,
N'olur aldırma

Hayata seninle bakıyorum
Kulağım,gözüm,dilim oldun
Bırakırsan çöker bu adam
Çöker şu güçlü bildiğim ruhum

Bu inanç,bir seninle yeşerdi
Bu yürek ömrünce sevebileceğine inandı
İncecik iplerim,ellerine dolandı
Bir kaç söz kopartır
Aman güzelim...
Onlar benim hayat damarlarım...

Sen yüreğimin tahtında
Korkularım var ordunda
Bir emrinle ezerler beni
Dünyam yıkılıverir başıma

Off...
Tüm bunlar kâbus gibi

Yapma,sakın bize kıyma
Ruhumun katili olursun
Bir de bakarsın şu beden
Canlı bir cesete dönüşüverir bir anda

Yapma...
Gururumdan gafilim baksana
sensizlikle yüzleşmek korkusu
Sızmış iliğime,kanıma

Şunca yaşanandan sonra
Ruhum varmışken aşkın tadına
Böylesine alışmış,
Esir olmuşken sana...

İyisi mi güzelim
Seni beni hiç bırakma...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!

Mutluyum mutsuzluğumun içinde...

8/1/2008
Kategori: Ask

 Bir güzel gün daha
Mutluyum mutsuzluğumun içinde
Sen benimsin, mutluyum...
Ama yanımda değilsin,mutsuzum...
Karışığım yine kendi içimde

Varlığına çok alışmışım
Durumum mübteladan hallice
Resimlerin de artık avutmuyor
Sensiz...Sensiz olmuyor...
Bıraktığın yerdeyim
Hala resmin başucumda duruyor
Gülen yüzlü sırıtık bir yastık var ya
Bana hep adını fısıldıyor
Sanki bazen canlanıp
Sana mesaj atmam için telefonu gösteriyor
...
Yetmiyor ki mesajlar
Yetmiyor ki sesin artık...

Yok, yok...
Sensiz olmuyor...

Kahvaltım tatsız...
Bak kırkda yılda içtiğim sigara
O bile nikotinsiz,dumansız...
Şu güzelim Boğaz...
Dalgalar ve martılar...
Küçüklüğümün hayali İstanbul...
İstanbul bile renksiz,tatsız...

İstedikçe uzaklaştın
Bana koşmayı diledin
Hep daha uzağa ışınlandın
Bense dizginleyemediğim özlemimle
Arada misafirin olsam da
Hep vedalara mahkûm kaldım...

Söyle bana sevdiğini yine
Söyle sussun içimdeki her kimse
Söyle beni rahat bıraksın
Ruhum zaten çaresizliğin elinde...

Mutsuzum yanımda yoksun...
Karışığım yine kendi içimde...

Ama yine de...
Yalnızlığa teslim bir ben yok
Benimsin,mutluyum...çoook...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (yok)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!