şehr-i kasya

Şehr-i Kasya'nın kapısı...

Kapı bir raf.İçinde parşömenler,kasya tomarları var.Şehir tomarların içinde. Tomarlar arşiv tuşunun akabinde Ocak 2008'de...

紫禁城



Ziyaretçi defterim
Ziyaretçi defterine bir şeyler karalamak için tıklayın


Yorumlarınız ve özellikle site hakkındaki önerileriniz benim için çok önemli! Lütfen onları benden esirgemeyin...(Söz veriyorum elinize yapışmayacak... )



Dilek Taşları

(Bölümler...)



Anne Aşk Hayat Haykırış Huzun Mutluluk Ölüm Ruh Kahraman Uyanış Anne Saklı kent




Müzik kutusu muhteviyatı...

Prospektüsü okumadan kullanmayınız...

A Place For My Head

Nefes

Stuff and Nonsense

Lithium

Yalan

Yağmur

Norra El Norra






Bu site,aşağıdaki sayaç kadar ziyaretçiyi ağırladı.Ama bunların bir çoğu Şehr-i Kasya'yı gör(e)meden gitti. Çünkü o, kapının ardındaydı.Ama ziyaretçi,kapıya baktı "eh işte" dedi ve çekti gitti... "Keşke görebilselerdi"...



track web site traffic




Bakalım bana en son ne demişler...

Ben geldimm :)
...
sorun
slm
blograzzi
Pek resmi bir yorum yazmışım ben :D
...
merhaba
küçük iskenderden bir dize
tebrik ederim






Günün Blogu








linkiboluna ekle!




Add to Technorati Favorites




Meleklerin en güzeli

8/1/2008
Kategori: Anne

 Kapadım gözlerimi yine
Yalnızlığım var başucumda
İyiki büyüdüm,
İyi ki uzadım böylesine
İyi ki yürümeyi öğrendim
Konuşmayı,yazmayı,
Tek başıma kalmayı
İyi ki öğrendim...
Bu sayede şimdi gecelerim
Zalim yalnızlığın koynunda.

Öyle acımasız ki yalnızlık
Cevap bile vermiyor sorularıma
Ağladığımda başımı okşamıyor
Bana masal anlatmıyor
Korkularım hortladığında.
Yatarken kokusunu duyduğum
Zorla yudumladığım ballı ılık süt
Artık sadece anılarımda.

Hiç de iyi biri değil
Hiç sevgiyle sarılmıyor bana
Üşüdüğümde,geceleri üstümü açtığımda
Soğuğun insafına bırakıyor beni
Hasta olsam belli ki bakmayacak bana.

Kötü bir şeyler yapsam
Kızmıyor hiç bana.
Engel olmuyor,hatta
Teşvik ediyor umursamazca.

Arkadaşlarım farklı mı?
Onlar da hep kendi yolunda.
Tamam umursuyorlar beni bazen
Ama katlanamazlar ki sonsuza dek
Bu uslanmaz,afacan çocuğa...

Derinden bir iç çekiyorum
Üzgünüm bugün,oluyor böyle arada.
Gözlerim dolarken usulca
Özlemin keskin kokusu
Farketmeden sızıyor burnuma
Sızlıyor burnumun direği
Yüreğim "anne" diye haykırıyor
Sessiz çığlıklarıyla.
O haykırsın istediği kadar
Bahsettiği melek şimdi
Çok,çok uzaklarda...

Dün gibi sanki
Hastalığımda,kâbuslu gecelerimde
Ben uyuyana kadar
Başımda oturduğu anlar.
Şimdi kâbus görsem
Koşamıyorum onun kollarına.
Hasta olsam bakmıyor kimse bana.
Belki bir gün bakacak biri çıkar
Ama kim dokunabilir onun gibi bana?
Meleklerin bile kanatları
Saramaz beni onun sıcaklığıyla.

Biliyorum,o da korkuyordu bazen
Yalnız,yağmurlu ve soğuk geceler
Korkutuyordu onu,
Belki benden çok daha fazla.
Ama hiç belli etmedi
Huzurla uyumam hep
Birinci öncelikti onda.
Üzerime böylesine titrerken
Bana bir şey olmasından
Ya da üzülmemden korkarken
Kendi korkusunu unutuyordu sonunda.
Eminim canımı acıtacak biri olsa
Kendi canını zırh yapıp
Giydirirdi minik vücuduma.
O zırh düştüğünden beri
Göğsüm,göğsümün içinde yüreğim
Çizikle doldu şimdi
Hayatın pençelerinin
Sert,keskin dokunuşlarıyla...

Gözlerimden yaşlar süzüldü
Karıştılar annemin özene bezene aldığı
Yastığımın rengarenk kılıfına.
Onun resmine takıldı gözüm.
"Seni seviyorum" dedim sessizce
Yüreğim sızladı bu cümlenin noktasıyla.
Sarıldım yastığıma sıkıca
Uykuya daldım onun gülen yüzünün
Renkli çerçeveden yansımasıyla...

Bir ara biri okşadı sanki saçımı
Onun elini hissettim sanki yüzümde
Öpücüğünü kondurdu sanki yanağıma.
Uykuyla karışık haldeydim
Hayaldi belki bu... ya da...
Ruhuydu uykuda dokunan belki de...
Belki göremesem de
O hep,hep benimle...

Not: Benim biricik anneme ve tüm biricik annelere...

ÖNEMLİ NOT!

Bu yazıyı başka bir yerde yayınlamak isterseniz,lütfen yazarının Burak Demirtaş olduğunu belirtin ya da bu adresi de yazının hemen üstünde yayınlayın.Saygılar...

Yorum yaz!(Yazıyla ilgili değil,site hakkında yorumlar için!)
Bu yazıya ne dediler? (1)
Bu yazı hakkında bir çift kelam da sen et istersen?!